Anasayfa

Yenilenebilir enerjiler modern köleliği şiddetlendiriyor mu?

Uluslararası Çalışma Örgütü'ne (International Labour Organisation-ILO) göre, bireyin insan ticareti yoluyla ya da gıda ve barınma için "işverenine" bağımlı olması durumunda kabul etmediği bir işi yapmaya zorlandığı her durum modern kölelik olarak kabul edilir.

4 Dakikalık Okuma
|
İnsan Hakları ve İş Gücü

Uluslararası Çalışma Örgütü'ne (International Labour Organisation-ILO)  göre, bireyin insan ticareti yoluyla ya da gıda ve barınma için "işverenine" bağımlı olması durumunda kabul etmediği bir işi yapmaya zorlandığı her durum modern kölelik olarak kabul edilir.

İklim değişikliği sorunu, insan göçünün ve yerinden edilmenin önde gelen nedenlerinden biri olarak görülüyor ve milyonlarca insanı kaçakçılık riski altında bırakıyor. Tsunamiler ve kasırgalar gibi ani iklim felaketleri insanları evlerinden ve topluluklarından koparıp alırken, yükselen sıcaklıklar gibi daha yavaş değişiklikler kuraklık ve gıda kıtlığına neden olup, insanları hayatta kalmak için başka yerlere gitmeye mecbur bırakıyor. Fakat, uluslararası insan hakları grubu Walk Free'in yakın tarihli bir raporuna göre, krize yönelik çözümlerimiz aynı zamanda modern kölelik riskini de artırabiliyor.

Walk Free'in yayınladığı beşinci Global Slavery Index analizi, G20 ülkelerinin zorla çalıştırma yoluyla yapıldığı düşünülen 14,8 milyar dolarlık güneş panelleri ithal ettiğini öne sürüyor. Bu durum, güneş panellerini, risk altındaki ürünler arasında ilk kez, elektronik, giyim ve palm yağından sonra, dördüncü en yüksek değerli ürün yapıyor.

Birçok yenilenebilir enerji işletmesi, zorla çalıştırmaya karşı politikalar yayınlayarak zorla çalıştırmaya karşı sıfır tolerans gösterdiklerini belirtiyor. Örneğin, İngiltere merkezli temiz enerji şirketi Ripple Energy, web sitesinde tedarik zincirinde kölelik ve insan ticaretini önlemeye "tamamen kararlı" olduklarını belirtiyor. Tesla, "modern köleliğe sıfır tolerans yaklaşımını" sergileyen bir politika yayınlayarak çalışanların sömürülmediğinden emin olmak adına özenli bir denetim süreci yürütüldüğünü belirtiyor.

Tedarik zincirini düzenlemenin zorlukları

Birçok şirket web sitelerinde modern köleliğe karşı beyanlara sahip olsa da, bu açıklamalar kullanılan yöntemleri veya tedarik zincirlerini denetlemek için ayrılan kaynakları açıklamıyor.Walk Free yöneticileri politikaların olumlu bir başlangıç olduğunu ancak uygulanmadığı veya denetlenmediği sürece işe yaramayacaklarını belirtiyor.

Walk Free raporuna göre, yenilenebilir enerji tedarik zincirinin başlıca sorunu yenilenebilir enerji ürünlerini üretmek için gereken metaller. Bu konuyla ilgili bir araştırma gerçekleştiren Business and Human Rights Resource Centre, kobalt, bakır, lityum, mangan, nikel ve çinko madenciliği ile ilgili yaklaşık 510 insan hakları ihlali tespit etti. Bu ihlaller, ödenmeyen emek, sömürüye dayalı istihdam, çocuk işçiliği ve ayrımcılığını içeriyor.

Her ne kadar Amerika ürünlerin ithalatını yasaklasa da, tedarik zincirini denetlemek ülkelerin kendi sorumluluğunda. Öte yandan SolarPower Europe, 300'den fazla kuruluşu temsil eden bir dernek olarak, güneş enerjisi şirketlerine tedarik zincirinin her aşamasında işçi koşulları denetimlerinde yardımcı olmakta.

Denetimlerle ilgili zorluklar

Denetimler, şirketlerin tedarik zincirini kontrol etmek için kullandıkları en yaygın yolu oluşturuyor. Ancak bu tür doğrulamalar, yenilenebilir enerji şirketleri tarafından büyük finansal yatırımlar yapılmasını gerektiyor.  

Giderek daha fazla yenilenebilir enerji şirketi denetim yapmaktan bahsediyor olsa da, sadece bir incelemenin ortalama maliyetinin 7.640 ila 10.915 dolar arasında değiştiği belirtiliyor.

Tedarik zincirini daha şeffaf hale getirme amacıyla SolarPower Europe, güneş enerjisi endüstrisinde tedarik zinciri şeffaflığı yaratmak için üreticiler, geliştiriciler, kurulumcular, alıcılar, sivil toplum kuruluşları ve akademisyenler arasında bir işbirliği olan Solar Stewardship İnisiyatifi'ni geliştiriyor. Ancak bu gelişmeyi eleştirenler böyle inisiyatiflerin genellikle fabrikalardaki işçilerin seslerini duyurma konusunda başarısız olduğunu düşünüyor.

Bu çerçevede işletmelerin zorla çalıştırma konusunda çözüm yoluna gitmek için, mühendislere veya danışmanlara değil, işçilere kulak vermesi gerektiği belirtiliyor. Bu doğrultuda yapılan öneriler arasında şirketlerin fabrikalara ve tedarik zinciri lokasyonlarına çalışanlarını göndererek çalışma koşullarını anlamaları bulunuyor.

Öte yandan, şirketlerin de yapabileceklerinin belirli bır sınırı olduğu düşünüldüğünden hükümetlerin de önemli bir rolü olduğu ve güçlü yasalar konulması gerektiği düşünülüyor.

Avrupa Birliği (AB), Haziran ayının başlarında, Avrupa şirketlerinin ve AB'de faaliyet gösteren şirketlerin faaliyetlerinin insan hakları ve çevre üzerindeki olumsuz etkilerini belirlemelerini, önlemelerini, sonlandırmalarını veya hafifletmelerini gerektiren Kurumsal Sürdürülebilirlik Sorumluluk İncelemesi (Corporate Sustainability Due Diligence Legislation) yasasını görüşmeye başlama kararı aldı. Öneri, sorumluluklarına uymayan ve gerekli özeni göstermeyen şirketlere yaptırım uygulamayı amaçlıyor. Ancak uyuma ilişkin denetim her bir ülkenin kendi sorumluluğunda olacağından bu gelişmenin ne tür bir etki yaratacağı henüz bilinmiyor.

S360'ta ortak değer yaratmayı odağımıza alarak günümüzün en önemli sürdürülebilirlik problemleri üzerine stratejik öneriler geliştiriyor, böylece kârı amaçla birleştiriyoruz.

Detaylı bilgi için kurumsal web sitemizi ziyaret edebilirsiniz: www.s360.com.tr

İlginizi çekebilecek diğer makaleler

2 Dakikalık Okuma
May 31, 2024

İklim değişikliğinin nörolojik etkileri

3 Dakikalık Okuma
May 31, 2024

Büyük şirketler iklim taahhütlerini yerine getirmeleri için artan çağrılarla karşı karşıya

5 Dakikalık Okuma
May 10, 2024

Hidrojen ekonomisi ne kadar temiz?