Anasayfa

Mikroplastikler canlı yaşamlarını tehdit etmeye devam ediyor

Balinalar, yunuslar, foklar, deniz aslanları, su samuruları, dugonglar ve deniz ayıları gibi deniz memelileri, bir dizi insan faaliyeti nedeniyle tehdit altında. Kuzey Atlantik balinası, Rice balinası ve Vaquita domuz balığı gibi türler yok olmanın eşiğinde. 

4 Dakikalık Okuma
|
Biyoçeşitlilik ve Ekosistemler

Balinalar, yunuslar, foklar, deniz aslanları, su samuruları, dugonglar ve deniz ayıları gibi deniz memelileri, bir dizi insan faaliyeti nedeniyle tehdit altında. Kuzey Atlantik balinası, Rice balinası ve Vaquita domuz balığı gibi türler yok olmanın eşiğinde. 

Bu konuda plastik atıklar özellikle önemli bir sorun teşkil etmekte. Deniz memelilerinin yanlışlıkla plastik torbalar, gıda ambalajları, halatlar ve terk edilmiş balıkçılık malzemeleri gibi maddeleri yediği ya da balık ağları da dahil olmak üzere plastik maddelere dolandıkları gözlemleniyor. Her iki senaryo da yaralanmaya ve çoğu durumda ölüme yol açmakta.

2019 yılında Yunanistan kıyı şeridinde  karaya vuran 34 yunus ve balina üzerinde yapılan otopsilerde, dokuzunun plastik yediği ve bu hayvanlardan üçünün ölüm nedeninin plastik tüketimi olduğu belirlendi.

Bunun yanında ABD'de yakın zamanda yapılan bir araştırma, deniz memelilerinin daha farklı bir plastik tehditle karşı karşıya olduğunu ortaya çıkardı: mikroplastikler.

Okyanustaki mikroplastikler (5 mm'den küçük küçük plastik parçacıklar) genellikle hayvanların solungaçlarında veya sindirim kanalında birikir. Ancak yakın zamanda yapılan araştırmada birçok farklı balina, yunus ve fok türünün çeşitli dokularında mikroplastikler bulundu.

Bu, mikroplastik parçacıkların bir şekilde bir hayvanın vücudunun bir kısmından diğerine hareket edebildiğini (veya "yer değiştirebildiğini") gösteriyor. Bu bulgu yalnızca deniz memelileri için değil insanlar için de sağlık açısından önemli sonuçlar doğurabilir.

Kirlenmiş dokular

Araştırmacılar, 12 deniz memelisi türünü kapsayan 32 ayrı hayvandan doku örnekleri aldı. Bu hayvanlar 2000 ile 2021 yılları arasında karaya vurmuş ya da avlanmıştı.

Deniz memelilerinin nefes almasını, duymasını, avının yerini bulmasını ve ısınmasını sağlamak gibi hayati işlevlere hizmet eden uzuvlarından alınan örneklerin %64'ünün mikroplastik içerdiğini ortaya çıkardı. 

Küçük parçacıklar, büyük etki

Araştırmalar mikroplastik parçacıklara maruz kalmanın, yiyecek için deniz suyunu veya tortuyu filtreleyen hayvanlarda beslenmeyi, büyümeyi ve üremeyi etkileyebileceğini gösteriyor.

Mikroplastiklerin daha büyük hayvanlar üzerindeki etkisine dair kanıtlar sınırlıyken yapılan çalışmalar, mikroplastik parçacıkların deniz kuşlarının midesinde yara dokusu oluşumuna neden olabileceğini gösteriyor. Ayrıca denizdeki plastik çöplerde bulunan kimyasalların, yutulması üzerine deniz memelilerinin dokularına sızabileceğine dair endişeler de var.

En ağır senaryoda bu parçacıkların birikmesi, bu dokuların kritik işlevlerinin kaybına neden olabilir. Bununla birlikte, vücut dokularında mikroplastik varlığının etkilerinin daha iyi anlaşılması gerekiyor.

Peki mikroplastikler insan sağlığını ilgilendiren bir durum mu?

Mikroplastiklerin vücut dokularında birikebileceği gerçeği, şu anda düşünülenden daha fazla plastik parçacığının besin zincirinin yukarısındaki insanlar gibi yırtıcı hayvanlara aktarıldığı anlamına da gelebilir.

Genel olarak yalnızca çok küçük mikroplastiklerin (100 µm'den küçük parçacıklar) bağırsaktan veya solunum sisteminden kan dolaşımına geçebileceğine inanılıyor. Ancak ABD’de yapılan bir araştırmada, sindirimle ilgili olmayan dokularda daha büyük mikroplastik parçacıkların bulunmasıyla bu varsayımın doğru olmayabileceğini gösteriyor. Basra Körfezi ve Karadeniz'de yapılan ayrı araştırmalar, ticari balıkların sindirimle ilgili olmayan dokularında da çeşitli mikroplastik boyutların bulunduğunu ortaya çıkardı.

Deniz ürünleri tüketilmesiyle mikroplastiklerin yutulması riski şu anda düşük ancak mikroplastiklerin deniz ortamındaki yaygınlığı hızla artıyor ve artık bu parçacıkların hayvanların ve insanların kan dolaşımına da girebileceği açıkça görülüyor. Yapılan araştırmalar insan kan örneklerinde ve insan plasentasında da mikroplastik parçacıklar buldu.

Mikroplastiklere maruz kalmanın küçük balıklar ve omurgasızlar üzerindeki genel olumsuz etkilerini gözlemleyebilirken balinalar, yunuslar ve insanlar gibi daha büyük memeliler için mikroplastik alımının sonuçları hakkında hâlâ tam bir anlayışa sahip değiliz.

Emin olduğumuz şeyse, deniz ortamında artan mikroplastik bolluğu; okyanuslar şu anda 170 trilyondan fazla plastik parçacıkla dolu. Bu sebeple plastiğin deniz ortamına akışını durdurmaya yönelik çabalara acilen ihtiyaç duyulmakta.

S360'ta ortak değer yaratmayı odağımıza alarak günümüzün en önemli sürdürülebilirlik problemleri üzerine stratejik öneriler geliştiriyor, böylece kârı amaçla birleştiriyoruz.

Detaylı bilgi için kurumsal web sitemizi ziyaret edebilirsiniz: www.s360.com.tr

İlginizi çekebilecek diğer makaleler

2 Dakikalık Okuma
May 31, 2024

İklim değişikliğinin nörolojik etkileri

3 Dakikalık Okuma
May 31, 2024

Büyük şirketler iklim taahhütlerini yerine getirmeleri için artan çağrılarla karşı karşıya

5 Dakikalık Okuma
May 10, 2024

Hidrojen ekonomisi ne kadar temiz?