Anasayfa

İklim izlemedeki eksiklikler nedeniyle 1 milyar insan riskli seviyelerde ısı stresine maruz kaldı

2023 yılı kayıtlara geçen en sıcak yıl oldu. Nem oranı artıyor. Isı ve nem, başta geçim kaynaklarımız olmak üzere, hayatımızın her alanını tehdit eden tehlikeli bir kombinasyon oluşturuyor.

5 Dakikalık Okuma
|
İklim Kaynaklı Riskler ve Fırsatlar

Tehlikeli ısı stresine maruz kalan 1 milyar insanın çoğu, "gecekondu mahalleleri" olarak adlandırılan gayri resmi yerleşimlerde yaşıyor. Bu yerleşimler, ağırlıklı olarak tropikal Asya ve Afrika'da bulunuyor.. Bu bölgelerde yaşayanların iklim krizi bağlantılısağlık risklerine karşı uyum sağlaması için henüz yeterli veri veya çözüm bulunmuyor.

2023 yılı kayıtlara geçen en sıcak yıl oldu. Nem oranı artıyor. Isı ve nem, başta geçim kaynaklarımız olmak üzere, hayatımızın her alanını tehdit eden tehlikeli bir kombinasyon oluşturuyor.

İklim değişikliği nemi ve sıcaklıkları tehlikeli bir ivmeyle artırıyor.Dünyanın bazı bölgeleri, insanların tahammül sınırlarını aşan koşullara doğru ilerliyor.

Ancak yeni bir araştırma, tropikal bölgelerdeki yetersiz meteoroloji istasyonu kapsamının, şehirlerdeki ısı stresinin düşük tahmin edilmesine neden olduğunu ortaya koyuyor. Bu da küresel iklim değişikliği değerlendirmelerinin yerel etkileri göz ardı ettiği anlamına geliyor.  

Özellikle tropikal Asya ve Afrika'da yoğunlaşangayri resmi yerleşimler, iklim değişikliği etkilerine karşı savunmasız. Bu durum, iklim değişikliğine uyum sağlamak için sınırlı seçeneklere sahip olan toplulukların, tropikal bölgelerin en sıcak yerlerinden uzaklaşmak zorunda kalabileceği anlamına geliyor.

Bu bölgelerde ısı stresi neden bu kadar büyük bir tehdit oluşturuyor?

Planlı ve resmi gelişmeyi geride bırakan hızlı kentleşme, kayıt dışı yerleşimlerin hızla büyümesine yol açıyor. Bu yerleşimler, elektrik ve su gibi temel altyapı ve hizmetlerden yeterince faydalanamıyor.  

1 milyardan fazla insan kayıt dışı yerleşimlerde yaşıyor. Birleşmiş Milletler bu sayının önümüzdeki 30 yıl içinde 3 milyara ulaşmasını bekliyor. Kenya ya da Bangladeş gibi ülkelerde kent nüfusunun neredeyse yarısı kayıt dışı yerleşimlerde yaşıyor.

Kayıt dışı yerleşimlerin çoğu tropik bölgelerde yer alıyor. Bu bölgeler yıl boyunca sıcak ve nemli, ancak sakinlerinin ısı stresine uyum sağlamak için çok az seçeneği var.

Bu yerleşimlerdeki hanelerin çoğu düşük gelirli.  Bu bölgede yaşayan birçok yerli, geçimlerini sağlamak için açık havada çalışmak zorunda, bu da onları sıcağa ve neme maruz bırakıyor.  

Kayıt dışı yerleşimler resmi sistemlerin dışında kaldığı için, bu bölgelerdeki tehditler hakkında genellikle yetersiz veri bulunuyor. Bu da doğru stratejilerin geliştirilmesini ve etkili müdahalelerin planlanmasını zorlaştırıyor.  

İklim verilerinde eksik olan nedir?

Dünya nüfusunun çoğunluğu, meteoroloji istasyonlarına 25 km'den daha uzakta yaşıyor. Bu durum, meteoroloji istasyonlarının, genellikle kentsel olmayan bölgelerden daha sıcak olan şehirlerdeki sıcaklık ve nem aralığının tamamını nadiren ölçtüğü anlamına geliyor - bu fenomen kentsel ısı adası etkisi olarak biliniyor. İzleme boşlukları, özellikle tropikal bölgelerde bulunan gayri resmi yerleşimlerde en belirgin şekilde görülüyor.

Yapılan araştırma, yedi tropikal ülkedeki gayri resmi yerleşim yerlerinden elde edilen yerel iklim izleme verilerini irdeliyor. Bu verileri, en yakın meteoroloji istasyonundaki sıcaklık ve nem ölçümleriyle karşılaştırıyor.

Araştırma sonuçları, meteoroloji istasyonlarının, insanların evlerinde ve yerel topluluklarında yaşadıkları ısı stresini ciddi bir şekilde düşük gösterdiğini ortaya koyuyor. Bu durum, küresel iklim değerlendirmelerinin ve projeksiyonlarının muhtemelen yerel ölçekteki etkileri hafife aldığına işaret ediyor.

Bu veriler, sınırlı sayıda çalışma ile elde edilmiş olsa da, iklim adaptasyonunu zorlayan önemli bir engeli vurgulamaktadır. Doğru verilere sahip olmadan, en savunmasız toplulukları nasıl etkili bir şekilde ısı stresinden koruyabiliriz?

Isı uyarısı yapılsa bile seçenekler sınırlı

Avustralya'da sıcak hava dalgası sırasında genellikle içeride kalmanız ve bol bol su içmeniz tavsiye edilir, ancak bu öneriler, gayri resmi yerleşim yerlerinde yaşayanlar için sağlık risklerini artırabiliyor.  

Havalandırma ve yalıtımın zayıf olduğu gayri resmi konutlarda sıcaklık daha da yüksek olabilir. Birçoğu klima kullanma imkanına sahip değil ve sıcak hava dalgalarında güç kaynakları da sık sık yetersiz olabilir. Ayrıca, konut sakinlerinin güvenli içme suyuna erişimleri olmayabilir, bu durum da sıcak stresinin sağlık risklerini artırabilir.  

Bu öneri ve uyarıların gayri resmi yerleşimlere ulaşması ise pek mümkün değil. Dünya Meteoroloji Örgütü'nün 2023 raporuna göre, dünya ülkelerinin sadece yarısında erken uyarı sistemleri bulunuyor. Bu sistemler, tahmin edilen sıcaklığın belirli tetikleyici seviyelerin üzerinde olması durumunda devreye giriyor. Ancak, halka yönelik sağlık tavsiyeleri ve uyarılar, ek önlemlerle desteklenmeli.  

Bölgesel iklim merkezleri geniş ölçekli uyarılar yayınlıyor olsa da, bu uyarıların ve müdahalelerin etkili olabilmesi için daha küçük ölçeklerde çalışması gerekiyor. Ayrıca, vurguladığımız gibi, tahminler genellikle gayri resmi yerleşimlerdeki ısıyı düşük gösteren meteoroloji istasyonu verilerine dayanıyor. Erken uyarı sistemleri, bu yerleşim yerlerinde yaşayanlar tehlikeli ısı stresi yaşayacak olsa bile devreye girmeyebilir. Bu durum, daha kapsamlı ve yerel ölçekteki uyarı sistemlerinin oluşturulmasının ne kadar kritik olduğunu vurguluyor.

İnsanları korumak için ne yapılabilir?

Mevcut iklim izleme çalışmaları milyonlarca savunmasız insanı sıcak stresi riski altında bırakıyor. Bunun bireysel sağlık ve refah üzerinde doğrudan etkileri olduğu gibi, toplumlar ve ulusal ekonomiler üzerinde de daha geniş, zincirleme etkileri var.

Gelişmekte olan ülkelerdeki meteoroloji enstitülerinin iklim izlemeyi güçlendirmek ve erken uyarı sistemlerini geliştirmek için acil desteğe ihtiyacı var. Dünya Meteoroloji Örgütü'nün yeni başkanı tam da bunu yapacağına söz verdi. Hükümetler, kalkınma bankaları ve STK'lar gibi kurumların bu fırsattan yararlanması ve yeni izleme ağlarına kayıt dışı yerleşim yerlerini de dahil etmesi sağlanmalı.

Kaynaklardaki ve uyum kapasitelerindeki eşitsizliklerin de üstesinden gelinmeli. Kentsel yeşillendirme ve iyileştirilmiş konutlar gibi toplum temelli girişimler kentsel ısıyı azaltma konusunda umut vaat ediyor. Bu çözümlere yatırım yapmak uyum çabalarının önceliği olmalı.

Uyum sağlamanın alternatifi taşınmak. Avustralya da dahil olmak üzere, deniz seviyesinin yükselmesi ve sıcaklık nedeniyle iklimle ilgili göçler gerçekleşiyor.  

İnsanlar iyi bir sebep olmadan evlerini terk etmez. İnsanların evlerini terk etmeden önce, yaşadıkları yerlerde sürdürülebilir çözümler oluşturmak önemli

Bu makale ilk olarak The Conversation'da yayımlanmıştır.*

S360'ta ortak değer yaratmayı odağımıza alarak günümüzün en önemli sürdürülebilirlik problemleri üzerine stratejik öneriler geliştiriyor, böylece kârı amaçla birleştiriyoruz.

Detaylı bilgi için kurumsal web sitemizi ziyaret edebilirsiniz: www.s360.com.tr

İlginizi çekebilecek diğer makaleler

5 Dakikalık Okuma
February 23, 2024

Daha iyi veriler, moda sektöründeki çalışanları iklim risklerinden koruyabilir mi?

3 Dakikalık Okuma
February 23, 2024

İklim Kırılganlık Endeksi eşitsizlikleri gözler önüne seriyor

4 Dakikalık Okuma
February 23, 2024

Genç seçmenler iklim krizini önemserken politikacılar susuyor