Anasayfa

Hedeften finansmana: Trilyon dolarlık iklim finansmanı açığının anatomisi

Paris Anlaşması’nın hedefleri ile reel sermaye akışları arasındaki mesafe her yıl büyüyor. Sorun iyi niyet eksikliği değil, finansal mekanizma eksikliği.

6 Dakikalık Okuma
|
ÇSY Yatırımları ve Finans

Herhangi bir çok uluslu bankanın kredi komitesi toplantısını düşünün. Masada gelişmekte olan bir ülkede yerleşik, büyük ölçekli ve çok paydaşlı bir yenilenebilir enerji projesi var. Proje teknik ve sosyal etki bakımından değerlendirilmiş ve uygun bulunmuş: Mühendislik fizibilitesi tamamlanmış, şebeke bağlantı anlaşması imzalanmış, proje getirisi yerel para birimi bazında çift haneli, Uluslararası Finans Kurumu (International Finance Corporation-IFC) performans standartları kapsamındaki değerlendirmeler yapılmış ve negatif bir bulguya rastlanmamış; kurum içi sürdürülebilirlik ekipleri proje için oldukça heyecanlı. Ancak hazırlanan dosya komiteye geldiğinde tablo değişiyor. Bankanın bu ülkedeki mevcut risk konsantrasyonu yüksek, borçlunun faaliyet gösterdiği ülkenin derecelendirme notu ve görünümü olumlu değil. Yerel para biriminde üretilen proje gelirinin dövize çevrilmesi ve yurt dışına transfer edilmesi konusunda yeterli güvence yok. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (International Energy Agency-IEA) Cost of Capital Observatory’sine göre gelişmekte olan ekonomilerde yenilenebilir enerji projelerinin sermaye maliyeti, gelişmiş ülkelerdekinin en az iki katı; bazı piyasalarda bu fark çok daha yüksek. Tüm bu risklere rağmen projenin bankanın sermaye üzerinden beklediği getiriyi karşılaması beklenir, dosya pozitif değerlendirilemez. Komite bir sonraki gündem maddesine geçiyor.

Bu sahne her gün, dünyanın farklı şehirlerindeki kredi komitelerinde tekrarlanıyor. İklim finansmanı açığının soyut trilyon dolarlık rakamları, aslında bu tür mikro kararların toplamı. Ve burada Paris Anlaşması’nın temel sorunu ortaya çıkıyor: Hedeflerin yeterli olmaması değil, bu hedeflerin arkasına yatırımcıyı çekecek risk-getiri yapılarının yaygın bir şekilde kullanılamıyor olması.

Makro rakamlar bunu doğruluyor. IEA’nın Net Zero Emissions senaryosuna göre 1,5°C yolunda kalmak için temiz enerji yatırımının 2030’ların başına kadar yılda 4,5 trilyon dolara çıkması gerekiyor. İklim Politikası İnisiyatifi’nin (Climate Policy Initiative-CPI) Haziran 2025 tarihli raporuna göre küresel iklim finansmanı 2023 yılında rekor kırarak 1,9 trilyon dolara ulaştı. Veriler 2024 yılında 2 trilyon doların da aşıldığına işaret ediyor. Artış önemli. Ama CPI’nın kendi hesaplamasına göre iklim değişikliğinin en karamsar sonuçlarından kaçınmak için 2024-2050 döneminde yıllık ortalama 8,6 trilyon dolar gerekiyor: Mevcut akışların dört katından fazla.

Bu açığı tek bir sayı olarak okumak yanıltıcı. Ortada birbirini besleyen dört halkalı bir zincir var. İlk halka, atmosferik hedeflerle ülkelerin ulusal katkı beyanları arasındaki mesafe. 137 ülke net sıfır hedefi belirledi, küresel karbon salımlarının yaklaşık %77’si ülkelerin ulusal katkı taahhütleri kapsamında; ancak bu taahhütlerin toplamı hâlâ 1,5°C yolunun gerektirdiği azaltıma yetmiyor. İkinci halka, ulusal katkı beyanlarıyla bunları destekleyecek politika setleri arasındaki boşluk. Ülkeler hedef koyuyor ama karbon fiyatlaması, enerji verimliliği standartları veya sektörel geçiş yol haritaları oluşturmakta zorlanıyor. Üçüncü halka, politika sinyali oluşsa bile reel sektörün uyum yatırımlarının yavaş kalması. Dördüncü halka ise, bu yatırımları finanse etmesi gereken sermaye ile fiilen akan sermaye arasındaki fark. Her halka bir sonrakini büyütüyor. Dördüncü halka en kritik olanı, çünkü diğer üçü için de kaldıraç rolü oynayacak ve ihtiyaç duyulan mobilizasyonu finanse edecek olan halka bu.  

Girişte bahsettiğimiz kredi komitesi sahnesinin gösterdiği gibi, engeller soyut değil. Özel sektör sermayesi güvene dayalı yükümlülük (fiduciary duty) çerçevesinde hareket ediyor. Bir emeklilik fonunun ya da bir sigorta şirketinin gelişmekte olan bir ülkedeki projeye sermaye tahsis edebilmesi için, o projenin riske göre düzeltilmiş getirisinin kendi getiri referans göstergesiyle rekabet edebilir olması gerekiyor. Kur riski, politik risk, düzenleyici belirsizlik, sığ yerel sermaye piyasaları ve finanse edilebilir proje eksikliği bu rekabeti zorlaştıran faktörler. OECD’nin Mart 2025 Paris konferansında, Nepal’de yatırım yapan bir fon yöneticisi kur riskinden korunma maliyetinin, tek başına projenin ekonomisini çökerttiğini anlattı. Banque de France ise “Solvency II” düzenlemesinin sigorta şirketlerini OECD dışı yatırımlardan caydırdığını belirterek düzenleme değişikliği çağrısında bulundu. Finanse edilebilir proje eksikliği de ayrı bir darboğaz: Fizibilite, çevresel etki değerlendirmesi, arazi izinleri, şebeke bağlantısı gibi ön koşullar pek çok gelişmekte olan ülkede tamamlanmış ya da gelişmiş ülke beklentilerini karşılar konumda değil. “Para var, proje yok” sorunu özellikle iklim adaptasyonu tarafında belirgin: CPI verilerine göre adaptasyon finansmanı 2023 yılında 65 milyar dolara ulaştı ama özel sektörün payı ihmal edilebilir düzeyde.

CPI verileri sermayenin nereye aktığını da gösteriyor: 2023 yılında küresel iklim finansmanının %79'u sadece üç bölgeye gitti. Doğu Asya ve Pasifik %40, Batı Avrupa %22, ABD ve Kanada %16. Bu tabloda Çin ayrı bir kategori, küresel finansman akışının %36'sının gittiği yer, olarak görülse de bu miktarın neredeyse tamamı yurt içi kaynaklardan mobilize edilen yatırım. Çin'i denklemden çıkardığınızda gelişmekte olan ekonomilere yönelik uluslararası akışlar 196 milyar dolarda kalıyor. Sermaye, risk-getiri denkleminin rahat olduğu yerlere akıyor. Coğrafi dağılımdaki asimetri tek başına açığın neden kapanmadığını anlatıyor. Bu asimetri tesadüf değil, tarihsel. Son üç yüzyılda endüstriyel emisyonlarla refah oluşturan ekonomiler, şimdi gelişmekte olan ülkelerden karbonsuzlaşma bekliyor. Ancak bu ülkelerin ne sermaye piyasası derinliği ne de düzenleyici altyapısı buna hazır. COP29 Bakü’de gelişmiş ülkeler 2035’e kadar yılda 300 milyar dolar taahhüt etti; Baku-Belém yol haritası ise yıllık 1,3 trilyon dolarlık ihtiyacı ortaya koydu. Aradaki yaklaşık 1 trilyon dolarlık farkın özel sektörden karşılanması bekleniyor. Ancak özel sektör, riske göre düzeltilmiş getiri görmediği sürece sermayesini tahsis etmez. Bu ahlaki bir yargı değil, piyasanın işleyiş mantığı. Barbados ülkesinin Başbakanı Mia Mottley’nin OECD Paris konferansında paylaştığı veri çarpıcı: Gelişmekte olan piyasalarda yönetim altındaki 17 trilyon dolarlık varlığın %2’sinden azı iklim eylemine yönlendirilmiş. Bu oran %20’ye çıkabilse açık büyük ölçüde kapanabilir. Ancak girişteki kredi komitesi sahnesi, bu potansiyelin neden gerçekleşemediğine ışık tutan en görünür örneklerden yalnızca biri. Burada asıl mesele, daha fazla kaynağın iklim finansmanına yönlendirilmesi değil, yönlendirilen kaynağın kullanımını tıkayan sorunların çözülmesidir. Bunun için önce darboğazların net biçimde teşhis edilmesi, ardından da bunları aşacak çevik ve güvenilir karar mekanizmalarının kurulması gerekir.

CPI, hareketsizliğin maliyetini de ortaya koyuyor: 2°C ısınma senaryosunda 2050’ye kadar küresel GSYH’nin %15’i, 3°C senaryosunda ise 2100’e kadar %30’u kaybolabilir. Bu nedenle mesele yalnızca yatırım yapmanın maliyeti değil, yatırım yapmamanın doğuracağı ekonomik yıkımın da finansal karar çerçevesine dahil edilmesidir. CPI’nın hesaplamasına göre hareketsizliğin ekonomik kayıpları, 1.5°C senaryosuna ulaşmak için gereken toplam iklim yatırımının beş katını aşıyor. Fosil yakıt sübvansiyonlarının 2022 yılında 1,3 trilyon dolara ulaştığı, buna karşılık uluslararası imtiyazlı iklim finansmanının aynı yıl 81 milyar dolarda kaldığı bir dünyada sorun kaynak kıtlığı değil, kaynak tahsisi sorunu. İhtiyaç duyulan şey, gelecekte oluşacak ekonomik kayıplarla bugünün riske göre düzeltilmiş getiri hesaplarını aynı analitik zeminde buluşturacak daha güçlü ve daha ana akım bir finansal metodoloji.

Özel sermayenin mobilize edilmesi zorunlu. Ancak bunun için girişteki kredi komitesinin kararını değiştirecek mekanizmalar gerekiyor: Kur riskini transfer eden ya da azaltan garanti platformları, bankanın risk yükünü hafifleten risk paylaşım yapıları, kalkınma finansmanı kuruluşlarının bilançolarını “first-loss” veya “mezzanine” pozisyonlarıyla kaldıraç etkisi yaratacak şekilde kullanan karma finans (blended finance) platformları ve projeleri kredi komitesine sunulabilir hale getiren teknik destek mekanizmaları.

Bu mekanizmaların çalışan örnekleri var. İklim Yatırım Fonları’nın (Climate Investment Funds) Capital Markets Mechanism’i 500 milyon dolarlık tahvilini altı kat talep görerek kapattı ve ilk kez çok taraflı bir iklim fonunun uluslararası sermaye piyasalarına erişmesini sağladı. MUFG’nin GAIA platformu 1,5 milyar dolar hedefle kuruldu ve Green Climate Fund’dan 152 milyon dolar çapa yatırım aldı. Allianz Credit Emerging Markets Fund 690 milyon dolar ilk kapanışla 1 milyar dolar hedefine yaklaştı. Bunlar, kredi komitesi masasındaki denklemi değiştirmeye başlayan yapılar. Ancak henüz tekil başarılar; sistematik değiller. Açığı kapatacak olan iyi niyet değil; risk-getiri denklemini sistematik biçimde değiştirecek bu yapıların ölçeklenmesi ve ana akımlaşması.

Yazar: Ata Özmen, S360 Sustainable Finance

Kaynaklar

• IEA, Net Zero Roadmap: A Global Pathway to Keep the 1.5°C Goal in Reach, 2023 update

• IEA, World Energy Outlook 2025, Net Zero Emissions by 2050 Scenario

• IEA, The Cost of Capital in Clean Energy Transitions, 2024

• IEA, Cost of Capital Expectations for 2025, March 2025

• Climate Policy Initiative, Global Landscape of Climate Finance 2025, June 2025

• Climate Policy Initiative, Global Landscape of Climate Finance 2024

• Climate Policy Initiative, Understanding Global Concessional Climate Finance 2024

• OECD, Mobilising Private Finance towards 2030 and Beyond, Paris, March 2025

• Environmental Finance, OECD blended finance conference report, 2025

S360'ta ortak değer yaratmayı odağımıza alarak günümüzün en önemli sürdürülebilirlik problemleri üzerine stratejik öneriler geliştiriyor, böylece kârı amaçla birleştiriyoruz.

Detaylı bilgi için kurumsal web sitemizi ziyaret edebilirsiniz: www.s360.com.tr

İlginizi çekebilecek diğer makaleler

10 Dakikalık Okuma
May 1, 2026

2025 yılında iklim için umut veren yedi somut ilerleme

5 Dakikalık Okuma
March 27, 2026

Yeni B Corp standartları hakkında bilmeniz gereken altı nokta

6 Dakikalık Okuma
August 29, 2025

Sürdürülebilirlik için yeni bir ekonomik mantık