Anasayfa

Gençlerin emek piyasasındaki durumu 

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) yeni raporuna göre pandemi dönemi ve sonrasında eğitim ve emek piyasasında meydana gelen gerileme ve durağanlaşma 15-24 yaş aralığındaki pek çok gencin bugününü ve yarınını olumsuz yönde etkiledi.

2 Dakikalık Okuma
|
İnsan Hakları ve İş Gücü
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Çeşitlilik
Etki Ekonomisi ve Toplumsal Yatırım

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) yeni raporuna göre pandemi dönemi ve sonrasında eğitim ve emek piyasasında meydana gelen gerileme ve durağanlaşma 15-24 yaş aralığındaki pek çok gencin bugününü ve yarınını olumsuz yönde etkiledi.

Rapora göre pandemi dönemindeki kapanmalar, gelir ve iş imkanlarının daralması pek çok gencin emek piyasasından uzaklaşmasına neden oldu. Emek piyasasında tutunmaya çalışanlar için ise şartlar oldukça zorlaştı. 2019 ve 2020 yılları arasında genç istihdamı yaklaşık 34 milyon kişi azaldı. 2022 yılına kadar genç işsizlerin toplam sayısının 73 milyona çıkması öngörülüyor. Bu durum 2021 yılına kıyasla küçük bir iyileşme olarak değerlendirilse de 2019 yılına kıyasla 6 milyon kişi fazla. Emek piyasasında yer almayan fakat buraya esnek bir şekilde bağlı kalmayı sürdüren gençlerden oluşan potansiyel işgücü ise yaklaşık 7 milyon artış gösterdi. Geniş tanımlı emek piyasasının dışında kalanların sayısı ise yaklaşık 27 milyon oldu.

Yetişkinlere kıyaslandığında gençlerin emek piyasalarındaki durumu daha dezavantajlı. Bunun bir nedeni krizi atlatan şirketlerin yeni eleman almak yerine kendi bünyelerindeki çalışanları kurum içinde tutmak için çaba göstermeyi tercih etmesi. Diğer neden ise genç çalışanların genellikle kısa vadeli, geçici ve güvencesiz işlerde çalışıyor olması. Bu durumda genç çalışanların yerlerinden edilmesi, işlerinden çıkarılması daha kolay. Hükümet destekli işte tutma (“job retention”) programları ise çoğu zaman genç çalışanları koruma konusunda etkili değil.

Gençlerin emek piyasalarındaki durumlarını olumsuz etkileyen bu makroekonomik sorunların şiddeti ülkelerin refah sistemlerine, destek kapasitelerine ve ailelerin sosyo-ekonomik durumlarına göre değişiyor. Bu bağlamda genç işsizliğin düzelme oranının düşük, orta ve yüksek gelirli ülkelerde farklı düzeylerde değişeceği belirtiliyor. Yalnızca yüksek gelirli ülkelerdeki genç işsizlik oranlarının 2019 seviyelerine yaklaşması öngörülüyor. Diğer kategorilerdeki ülkeler için genç işsizlik oranlarının kriz öncesi dönemdeki oranın yalnızca 1 yüzde puanın üzerinde kalması bekleniyor.

2022 yılında Avrupa ve Orta Asya’daki genç işsizlik oranının (%16,4) dünya ortalamasının (%14,9) 1.5 yüzde puanı üzerinde kalacağı öngörülüyor. Asya ve Pasifik bölgelerinde ise genç işsizlik oranının yükseleceği fakat bölgedeki ülkeler arası farkın önemli olacağı belirtiliyor. Uzun zamandır endişe verici olan Latin Amerika’daki genç işsizlik oranının %20,5’a çıkacağı, genç işsizlik oranının en hızlı arttığı bölge olan Arap devletlerinde ise bu oranın %24,8’a yükseleceği öngörülüyor.

Bu resmin ortasında en az istihdam-nüfus oranına sahip genç kadınlar ise en dezavantajı konumda.  Genç kadınlar ve kızlar eğitimden en erken çıkarılan ve en geç dönen grup. Dolayısıyla pandemi dönemindeki aksaklıkların emek piyasasındaki cinsiyet eşitsizliklerini körükleyeceği belirtiliyor. Rapor, 2022 yılında genç kadınların %27,4’ünün küresel istihdama katılacağını öngörüyor. Fakat genç erkekler için bu tahmin %40,3. Bu durum genç erkeklerin istihdam edilme olasılığının genç kadınlardan neredeyse 1,5 kat daha fazla olduğu anlamına geliyor. Özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde daha derin olan istihdamda cinsiyetler arası eşitsizlik son 20 yılda çok az geriledi.

Ne eğitimde ne istihdamda (NEET)

Raporda üzerinde durulan bir diğer konu ise hane gelirlerinin düştüğü ve okulların kapandığı dönemde pek çok gencin hem istihdamdan hem de eğitimden uzaklaşması. Ne eğitimine devam edebilen ne de çalışan gençlerin oranı 2020 yılında bir önceki yıla kıyasla %23,3 oranında arttı. Bu 1,5 yüzde puanı değerindeki artış, son 15 yıldaki en yüksek seviye. Eğitimden ve istihdamdan uzaklaşmanın maliyeti ise gençler üzerinde sosyal, ekonomik, fiziksel ve ruhsal anlamda uzun süreli ve çabuk sarılamayacak yaralar açıyor.

Pandemi döneminde okulların kapanışı 1,6 milyardan fazla kişinin eğitim sürecini sekteye uğrattı. Eğitimine devam edemeyen ya da kaliteli eğitimden mahrum kalan pek çok gencin sayısal ve sözel becerilerinde önemli derecede bir kayıp söz konusu. Dolayısıyla bu gençlerin becerilerin her daim yükseltilmesini şart koşan emek piyasasında kaliteli işe ve güvenceye sahip olma olasılığı oldukça düşük. Bu durumda eğitimde geri kalan veya işini kaybedip yenisini bulamayan gençler makroekonomik şartların düzelme ihtimalinde bile akranlarına kıyasla kısıtlı imkanlar veya kötü çalışma şartları ile karşı karşıya. Böylece yetersiz eğitim ve sağlık, iş ve öğrenim yaşamının her aşamasında gelecek fırsatları ve güvenceyi yok ediyor.

ILO’dan öneriler

ILO’ya göre yeşil, mavi ve turuncu sektörlere yapılacak yatırımlar ile pek çok genç istihdama katılabilir. Raporda yeşil ve mavi sektörler için uygulanacak politikalar sayesinde 2030’a kadar gençler için 8,4 milyon yeni iş alanı yaratılabileceği söyleniyor. Bu anlamda dijital ve yaratıcı altyapılara ve refaha yapılan yatırımlar gençlerin eğitim ve kariyer beklentilerini artıracağı gibi fiziksel, sosyal ve ruhsal sağlığını da olumlu yönde etkileyebilir. Bu durum jenerasyonlar arasındaki ve jenerasyon içindeki cinsiyet, gelir, vb. eşitsizlikleri önemli ölçüde azaltabilir.  Dahası, yeşil, dijital ve bakım (care) alanlarında iyileştirmeler yapmak küresel gayri safi yurtiçi hasılayı %4,2 oranında artırabilir ve 32 milyonu gençler için olmak üzere fazladan 139 milyon yeni iş imkanı yaratabilir.

Elbette yapılacak her yatırım, alınacak her önlem ve yürürlüğe girecek her politika tüm genç bireyler için güvenceli ve onurlu işi desteklemeli. Bu, örgütlenme özgürlüğü (“freedom of association”), toplu pazarlık hakkı (“right to collective bargaining”), eşit değerde işe eşit ücret (“equal pay for work of equal value”) ve işyerinde şiddet ve tacize maruz kalmamak (“freedom from violence and harassment at work”) gibi temel hakların her çalışma koşulunda ve bağlamında korunması ve desteklenmesi anlamına geliyor.

ILO Politikadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Martha Newton’un sözleriyle “Gençlerin en çok ihtiyaç duyduğu şey, halihazırda işgücü piyasasına katılanlar için iyi iş fırsatları ve buna henüz girmemiş olanlar için kaliteli eğitim ve öğretim fırsatları sunan iyi işleyen işgücü piyasalarıdır.”

S360'ta ortak değer yaratmayı odağımıza alarak günümüzün en önemli sürdürülebilirlik problemleri üzerine stratejik öneriler geliştiriyor, böylece kârı amaçla birleştiriyoruz.

Detaylı bilgi için kurumsal web sitemizi ziyaret edebilirsiniz: www.s360.com.tr

İlginizi çekebilecek diğer makaleler

5 Dakikalık Okuma
May 10, 2024

Hidrojen ekonomisi ne kadar temiz?

5 Dakikalık Okuma
May 10, 2024

Temiz teknolojide neden iş birliği ve rekabet gücünü dengelememiz gerekiyor?

3 Dakikalık Okuma
May 10, 2024

ILO: Çalışanların %70'i iklimle bağlantılı sağlık tehlikeleri riski altında