Anasayfa

Dijital çiftçiler, sahadaki çiftçileri temsil etmekte yeterli mi?

COP27'nin gıda sistemleri oturumlarında adaptasyonun da çevresel bir sorun olduğunun ve sera gazı salımlarının ekosisteme verdiği zararın altı çizildi.

4 Dakikalık Okuma
|
Biyoçeşitlilik ve Ekosistemler
İklim Kaynaklı Riskler ve Fırsatlar

COP27'nin gıda sistemleri oturumlarında adaptasyonun da çevresel bir sorun olduğunun ve sera gazı salımlarının ekosisteme verdiği zararın altı çizildi.

Şarm El-Şeyh'teki Birleşmiş Milletler zirvesinde dünyanın çok yönlü gıda kriziyle mücadele etmek için bir araya gelen yüzlerce katılımcıdan biri olan Doğu ve Güney Afrika Küçük Ölçekli Çiftçiler Forumu’nun (Eastern and Southern Africa Small Scale Farmers - ESAFF) Uganda'lı başkanı Christine Nabwami kahve, muz ve mısır gibi kar getiren mahsullerin bir süredir devam eden kuraklık etkisiyle kuruduğuna tanık oluyor. Nabwami, kültürlerindeki erken uyarı sistemlerinin iklim krizi ve ormansızlaşma ile birlikte etkisini yitirdiğini paylaştı. Öncesinde yağmur yağma olasılığını gösteren farklı yönde hareket eden karıncalar, yarasaların sabahları şarkı söylemeleri gibi yerel kültürleri için önem taşıyan doğal belirtiler şu an yok olmuş durumda. Nabwami’nin devlet başkanlarına ilettiği mesaj sistemleri değiştirme arzusunu göstermeleri gerektiği. Çevreci gruplar, COP27'nin sorunlara sistematik bir yaklaşımdan çok hayal kırıklığı ile sonuçlandığını görüşünü paylaşıyor. Fosil yakıtları dizginlemek için atılan adımların yetersizliği en büyük hayal kırıklıklarından biriyken iklim krizi mağdurlarını desteklemek için yeni bir fon oluşturulması en çok dikkat çeken kararlardan oldu.

COP27’nin Tarım ve Gıda Gündemi

İklim eyleminde acil olarak aksiyon alınması gereken birçok alan bulunuyor. Konferans boyunca tarım sektörünün kapsamlı şekilde ele alınmış olması büyük bir fırsat olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte, yapılan araştırma COP27’de büyük tarım şirketleri adına lobi yapan temsilcilerin sayısında keskin bir artış olduğunu ortaya koydu.

Dünya Ekonomik Forumu’na (World Economic Forum) göre, COP27'nin nüfusun yüzde 20'sinin kronik açlıkla karşı karşıya olduğu bir kıtada gerçekleştiği göz önüne alındığında, hızla artan gıda fiyatları ve iklim kaynaklı kuraklığın ortasında, gıda gündemin üst sıralarında yer almalıydı.

2017'de gıda ve iklim değişikliğiyle mücadele için Birleşmiş Milletler tarafından kurulan Koronivia Tarım için Ortak Çalışma (Koronivia Joint Work for Agriculture - KJWA) insiyatifi, tarım sektörünü COP konferanslarında özel resmi müzakerelere sahip tek sektör yapıyor. Ancak COP 26’dan sonra çalışma süresi uzatılan Koronivia'nın geleceği belirsiz görünüyor.

Carbon Brief raporlarına göre COP’da birinci haftanın sonunda yetkililer, tarımın üzerinde gerçekleştirilen toplantıların diğer tüm alanlardan daha fazla zaman aldığını paylaştı. Konferans sırasında açıklama yapan kıdemli bir müzakereci, Koronivia oturumlarında yavaş ilerleme kaydedilebildiğini söyledi.

Gıda ve Arazi Kullanımı Koalisyonu'nun (Food and Land Use Coalition - FOLU) yönetici direktörü Morgan Gillespy, Sıcaklık artışını 1,5C’de sınırlamak, 10 milyarlık bir nüfusu beslemek, çiftçiler için esnek ve adil geçim kaynakları sağlamanın mümkün olduğunu fakat bu zorluklara gıda sistemi lensinde bakılmadığı sürece çözüm bulunamayacağını ifade ediyor.

Nihayetinde, ülkeler "tarım ve gıda güvenliğine ilişkin iklim eyleminin uygulanması" üzerinde çalışmaya devam etmeyi kabul ettikleri için KJWA dört yıl daha uzatıldı. Ayrıca bu amaçla projeler ve politikalar hakkında bilgi paylaşmak için bir "Şarm El-Şeyh çevrimiçi portalı" kurmaya karar verildi.

Koronivia’nın, küresel toplantıda ülkelerden müdahaleler alan tek gündem maddesi olması gıdayla ilgili konuların ne kadar çekişmeli olabileceğinin bir işareti olarak görülüyor. Carbon Brief'in haberine göre, Türkiye su kıtlığı (water insecurity) konusundaki dilin değiştirilmesini isterken, Rusya bu tür değişikliklere itiraz etti. Bu, konferans boyunca verilen sözel anlaşmazlıklardan yalnızca biriydi. Hindistan daha önce başlıkta yer alan "iklim eylemi" ifadesine itiraz etmiş, basitçe "eylem" olarak kullanılmasını tercih etmişti. Ortak bir "gıda sistemi" yaklaşımının belirlenmesi en çok kutuplaşmaya yol açan görüşlerden biri olarak öne çıktı.

Aralarında FOLU, WWF ve Çevresel Savunma Fonu'nun (Environmental Defense Fund) da bulunduğu yaklaşık 100 kuruluş, yolladıkları açık mektupla müzakerecilere, gıda sistemi teriminin benimsenmesini istediklerini belirttiler. Koronivia'nın altı ana konusu vardı: toprak, gıda kullanımı, su, hayvancılık, adaptasyon, tarımda iklim değişikliğinin sosyo-ekonomik etkileri ve gıda güvenliği. Uzmanlar ayrıca sürdürülebilir üretim ve beslenme alışkanlıkları değişikliklerinin yanı sıra gıda israfına özel olarak odaklandılar.

Çiftçiler ve büyük şirketler COP27’de karşı karşıya geldi.

Nabwami, COP'ta dünya liderlerinin sadece maliyeti yüksek ve erişilemeyen teknolojileri odağa almak yerine çiftçileri dinlemelerini ve çiftçiler önderliğindeki politikaları desteklemelerini istedi. Sahadaki çiftçilerin “dijital çiftçiler” tarafından temsil edildiğini ve fikirlerinin politika yapıcılara ulaşana kadar bambaşka şekillere dönüştüğüne dikkat çekti.

Bu endişe, sivil toplumun resmi COP süreci dışında tarımsal duyurulara verdiği tepkilerle daha da dikkat çekti. Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından COP26'da başlatılan İklim için Tarımsal İnovasyon Misyonu (Agricultural Innovation Mission for Climate - AIM4C), 11 Kasım'da iklim krizi odaklı tarım projelerine 4 milyar dolarlık yatırım sağlanacağını duyurdu. Yatırımın planlanmasında büyük tarım şirketlerinin rol oynadığı iddia edildi.

AIM4C gibi projelerin yarattığı “takım elbiseler içindeki iş insanlarının zor durumdaki çiftçilere yardım ederek dünyayı kurtardığı” algısının verdiği zararları ActionAid’den Teresa Anderson dile getirdi ve bilimin, gezegeni soğutmak ve iklime uyum sağlamak için tarım sistemlerinin endüstriyel tarım ticaretinden doğa ile iş birliği içinde olan tekniklere geçmesi gerektiğini savunduğunu ekledi.

Tarım için sırada ne var?

Anderson, Koronivia’nın tarım için doğru yönü işaret ettiğini ve UNFCCC'deki en kapsayıcı süreçlerden biri olduğunu belirtti. Endüstriyel tarıma umduğu alanın verilmemesini, küçük toprak sahibi çiftçilerin katkılarının ve gıda güvenliğinin ve eşitliğin öneminin gerçekten vurgulanmasını olumlu olarak nitelendirdi.

WWF küresel gıda uygulama lideri Joao Campari, gıda sistemlerine müzakerelerde gereken önemin verilmemesi nedeniyle derin bir hayal kırıklığı yaşasa da, umudun kaybolmadığını kabul ediyor.

Campari’ye göre Şarm El-Şeyh'te tarım ve gıda güvenliğine ilişkin dört yıllık ortak bir çalışmanın oluşturulması, gerçekten bütüncül bir yaklaşım getirmek için hala şansımız olduğu anlamına geliyor.

İklim aktivistleri öznümüzdeki COP'u dört gözle bekliyorlar. Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi'nin (Convention on Biological Diversity) önümüzdeki ay Montreal'de yapılacak 15. konferansıyla değişim sağlanacağına inanılıyor. 

S360'ta ortak değer yaratmayı odağımıza alarak günümüzün en önemli sürdürülebilirlik problemleri üzerine stratejik öneriler geliştiriyor, böylece kârı amaçla birleştiriyoruz.

Detaylı bilgi için kurumsal web sitemizi ziyaret edebilirsiniz: www.s360.com.tr

İlginizi çekebilecek diğer makaleler

5 Dakikalık Okuma
May 10, 2024

Hidrojen ekonomisi ne kadar temiz?

5 Dakikalık Okuma
May 10, 2024

Temiz teknolojide neden iş birliği ve rekabet gücünü dengelememiz gerekiyor?

3 Dakikalık Okuma
May 10, 2024

ILO: Çalışanların %70'i iklimle bağlantılı sağlık tehlikeleri riski altında