Anasayfa

ABD ve Çin, COP28 Zirvesi öncesinde iklim konusunda bir adım daha yakınlaşıyor

Dünya liderlerinin, iklim değişikliğini görüşmek için yıllık olarak toplandıkları, Dubai'de gerçekleşecek olan COP28’deki ilerleme, büyük ölçüde dünyanın en büyük iki salım kaynağına ve onları temsil eden deneyimli müzakerecilere bağlı olacak. ABD ve Çin, sera gazı salımlarını azaltma arayışında yeniden bir araya gelebilirse Dubai'de gerçekleşecek olan küresel toplantıda ilerleme kaydedilebileceğine dair umut var.

4 Dakikalık Okuma
|
İklim Kaynaklı Riskler ve Fırsatlar
Sürdürülebilirlik Stratejisi

ABD ve Çin, COP28 Zirvesi öncesinde iklim konusunda bir adım daha yakınlaşıyor

İklim diplomasisinin son on yılında yazılı olmayan bir kural oluştu: Dünyanın en büyük iki ekonomisi yan yana geldiğinde iyi şeyler olabilir.

Dünya liderlerinin, iklim değişikliğini görüşmek için yıllık olarak toplandıkları, Dubai'de gerçekleşecek olan COP28’deki ilerleme, büyük ölçüde dünyanın en büyük iki salım kaynağına ve onları temsil eden deneyimli müzakerecilere bağlı olacak. ABD ve Çin, sera gazı salımlarını azaltma arayışında yeniden bir araya gelebilirse Dubai'de gerçekleşecek olan küresel toplantıda ilerleme kaydedilebileceğine dair umut var. Kasım sonunda başlayacak zirvenin temelini atmak için iki ülkenin üst düzey iklim müzakerecileri ayın başında Kaliforniya’da bir araya geldi. Beş gün süren görüşmelerin ardından ABD "bir dizi konuda ortak zemin" olduğunu açıklarken Çin de "olumlu sonuçlar" olduğunu söyledi.

Ancak, başarılı bir ortaklık kurulması şansı giderek azalıyor. ABD Başkanı Joe Biden ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Kasım ortasında San Francisco'da yapılacak Asya-Pasifik Ekonomik İş birliği zirvesinin oturum aralarında buluşmaya hazırlansa da ikili ilişkiler yeni zorluklarla karşı karşıya. Yaklaşan ABD başkanlık seçimlerinin, Pekin'i hedef alan siyasi söylemleri alevlendirmesi bekleniyor. Biden, Çin'e karşı yumuşak olarak değerlendirilebilecek herhangi bir hamle yaparsa kampanya sürecinde eleştirilerle karşı karşıya kalacak. Bu da anlaşma yapılması ihtimalini azaltıyor. Ayrıca, Çin'in sarsılan ekonomisi ve enerji güvenliği konusundaki kaygıları da iklim politikası konusundaki manevra alanını sınırlıyor. Georgetown Üniversitesi'nden uluslararası politika uzmanı Joanna Lewis, "Tarihsel olarak iklim değişikliği, her zaman ortak bir zemin bulabildiğimiz tek alandı. Son zamanlarda, ABD ve Çin ilişkisindeki daha geniş çaplı gerilimler, ikilinin iklim meselesinde bile anlamlı bir ortaklık kurabilme becerisini etkiledi." diyor.

Görüşmelerin ilerlemesi büyük ölçüde iki deneyimli müzakereciye bağlı olacak

ABD iklim elçisi John Kerry ve Çinli mevkidaşı, eski çevre bakanı Xie Zhenhua, ülkelerinin iklim politikaları üzerinde önemli etkileri olan deneyimli müzakereciler. Xie, Xi'nin 2060 net sıfır taahhüdünün önemli mimarlarından biriydi. Ancak, son yıllarda Çin'in ekonomik ve enerji güvenliğiyle ilgili kaygılarla boğuştuğu bir dönemde Çin bürokrasisi içinden gelen, daha kısıtlı yeşil önlemler alınmasına yönelik çağrılarla baş etmek zorunda kaldı. Kerry ise onlarca yıl Senato'da birlikte görev yaptıktan sonra Biden'a alışılmadık bir erişime sahip olan eski bir dışişleri bakanı. 2014 yılında, Xie ve Kerry birlikte, bir yıl sonra imzalanacak Paris Anlaşması'na zemin hazırlayan ortak bir bildiri hazırlamışlardı. Glasgow'daki COP26 görüşmelerinin son günlerinde iş birliği yapma sözleri de zirvenin nihai anlaşmasının oluşturulmasına yardımcı olan ivmeyi sağlamıştı.

Çin ve ABD'nin uzlaşmaya varmak için iyi nedenleri var. Çevreyi koruma Çin'de popüler bir konu. Bunun yanında, Çin’in yükselen ekonomik gücü nedeniyle kendini tehdit altında hisseden ülkelerin yakınlığını kazanmanın birkaç yolundan biri. ABD için ise Çin, yıllık COP görüşmelerinde güçlü bir müzakere bloğu olan, iklime karşı savunmasız ülkelerle kritik bir aracı konumunda. Ancak, Asya Toplum Politikaları Enstitüsü'ndeki Çin İklim Merkezi'nin yeni müdürü Li Shuo, bu teşviklere rağmen Xie ve Kerry'nin "siyasi kara mayınları" etrafında dolaştığını söylüyor. "İkili ilişki her iki tarafın da siyasi alanını sınırlıyor ve bu da her iki ülkenin sıkı pazarlıklar yapmasına neden oluyor." Görüşmelere aşina olan ve görüşmelerin gizli olması nedeniyle isimlerinin açıklanmasını istemeyen kaynaklara göre, ABD’li ve Çinli müzakereciler COP28’den bir paket anlaşma çıkmasını istiyor. Bu yaz Pekin’de yapılan görüşmeler bir açıklama yapılmadan sona erdiğinde Kerry, kendisinin ve Xie’nin görünüşü kurtarmak adına aceleyle yapılan zayıf bir beyanda bulunmak istemediklerini vurgulamış, bunun yerine anlamlı bir sonuç için çabaladıklarını söylemişti.

Her iki ülkenin de toplam enerji üretiminde temiz enerjiden gelen paylarını artırmayı taahhüt etmesinin büyük bir başarı olacağı düşünülüyor. Yeşil enerjiye daha hızlı geçiş yapabilmeleri veya maliyetlerini karşılayabilecekleri yatırım projelerinin belirlenmesine yardımcı olabilmeleri için paranın daha yoksul ülkelere yönlendirilmesine yönelik bir tür koordinasyon da ayrıca başka bir potansiyel dönüm noktası olarak görülüyor.

Kerry ayrıca, Çin'i metan kirliliğini azaltmaya yönelik bir plan yayınlamaya teşvik etmişti. Ülke, 2021'de bir eylem planı geliştirme sözü vermiş, ancak planın yayınlanması, kömür madenleri ve pirinç tarlaları üzerindeki etkisinden endişe duyan tarım ve enerji bakanlıklarından gelen direniş nedeniyle ertelenmişti. Yakın zamanda açıklanan plan, metan salımlarının daha iyi kontrol edilmesiyle ilgili genel hedefler ortaya koyuyor ancak sera gazını azaltmaya yönelik spesifik hedeflerinden bahsetmiyor.  

COP28’in merkezinde yer alacak önemli meseleler

İki süper güç, COP28'de öne çıkacak ve merkezde yer alacak önemli meselelerin zıt taraflarında yer alıyor. Bunlar arasında küresel ısınma mağdurlarını tazmin edecek bir fona hangi ülkelerin katkıda bulunması gerektiği ve iklim finansmanı için zengin bağışçı ülkeler havuzunun genişletilip genişletilmeyeceği de yer alıyor. BM iklim müzakerelerinde, Çin'in resmi olarak gelişmekte olan ülke olarak sınıflandırılması formel mali katkılarını sınırlamıştı. Ancak, ABD ve Avrupa Birliği, Çin'in daha fazlası katkıda bulunmasını istiyor.

İklime karşı savunmasız ülkeler, COP28'deki diplomatlara tüm fosil yakıtları aşamalı olarak kaldırma taahhüdünde bulunmaları için baskı yapıyor. Ancak teklif, Ukrayna'daki savaşın küresel olarak enerjiye yönelik endişeleri körüklemesi ve petrol zengini Birleşik Arap Emirlikleri'nin zirveye ev sahipliği yapması nedeniyle uzun süredir çelişkilerle karşı karşıya. ABD, Mısır'daki COP27'de benzer bir kampanya yürütmüş ancak başarısız olmuştu. Xie de Eylül ayında Pekin'de düzenlenen bir konferansta, fosil yakıtların şebeke istikrarını korumak için gerekli olduğunu ve enerji kaynağından tamamen vazgeçmenin "gerçekçi olmadığını" söylemişti.  

Yine de hayvancılıktan kaynaklanan metan salımlarının bastırılmasına yönelik en iyi uygulamaların paylaşılması ve yenilenebilir enerjiyi entegre ederken şebeke güvenilirliğinin korunmasına ilişkin vaatler de dahil olmak üzere, ikili ilerleme için daha farklı fırsatlar da mevcut. Waskow, bunların manşetlere çıkacak açıklamalar olmayabileceğini ancak ileriye yönelik anlamlı adımlar olacağını vurguluyor.

Ülkeler Dubai'deki görüşmelere yönelik stratejilerini hazırlarken, ABD veya Çin'den gelecek herhangi bir sinyalin büyük etki yaratacağı öngörülüyor.

S360'ta ortak değer yaratmayı odağımıza alarak günümüzün en önemli sürdürülebilirlik problemleri üzerine stratejik öneriler geliştiriyor, böylece kârı amaçla birleştiriyoruz.

Detaylı bilgi için kurumsal web sitemizi ziyaret edebilirsiniz: www.s360.com.tr

İlginizi çekebilecek diğer makaleler

5 Dakikalık Okuma
May 10, 2024

Hidrojen ekonomisi ne kadar temiz?

5 Dakikalık Okuma
May 10, 2024

Temiz teknolojide neden iş birliği ve rekabet gücünü dengelememiz gerekiyor?

3 Dakikalık Okuma
May 10, 2024

ILO: Çalışanların %70'i iklimle bağlantılı sağlık tehlikeleri riski altında