Anasayfa

İklim aktivistlerinin net sıfır ile zorlu ilişkisine yakından bir bakış

Karbon nötr mantığı büyük kirleticiler tarafından nasıl ateşe verildi? Net sıfır tartışmalarında bugün oluşan statüko bizi bir yere götürmüyor…

7 Dakikalık Okuma
|
Net Sıfır ve Karbonsuzlaştırma
İklim Kaynaklı Riskler ve Fırsatlar
Sürdürülebilirlik Stratejisi

İklim krizi üzerine dikkat çeken son dönem dizilerinden Extrapolations'ın ilk bölümünde, yıl 2037 ve Dünya kargaşa içinde ve küresel sıcaklıklar rekor seviyelere ulaşmış durumda. Orman yangınları her kıtayı kasıp kavuruyor. Bütün bunlar olurken ve insanlar temiz içme suyundan bile yoksunken, duyarsız bir milyarder hayat kurtarabilecek olan suyu tuzdan arındırma teknolojisinin patentlerini istifliyor.

İnsanlar kızgın. Günümüzden neredeyse on buçuk yıl ilerde bir tarih olduğu için, protestolar artık yüksek hologramlarla yapılıyor ve küresel ısınmayı - 2 santigrat derece ile sınırlandırmaya yönelik umutsuz çağrılar içeriyor. Bununla beraber bir şey var ki ürkütücü derecede tanıdık: Bir sahnede göstericiler "şimdi net-sıfır!" sloganı atıyor. Bu sloganın kökeni ise geçtiğimiz on yılın sonuna dayanıyor.

Bazıları için bu, bırakın 2037'yi, bugün bile duyulması şaşırtıcı bir slogan. Her ne kadar küresel net-sıfır kavramı iklim bilimine dayanıyor olsa da günümüzde bireysel hükümetlerin ve şirketlerin karbon nötr taahhütleri, kirleticilerin sera gazı salmaya devam etmelerine izin verdikleri için bazı çevrelerce "aldatmaca" olarak eleştiriliyor. Tüm bu artık salımlarını nötralize etmesi beklenen karbon dengeleme projeleri, sahte değilse bile genellikle tartışmalı oluyor.

Corporate Accountability'nin iklim araştırma ve politika direktörü Rachel Rose Jackson, "Eğer net-sıfırın bugünkü versiyonu 15 yıl sonra hala iklim eylemi için bir slogan olmaya devam edecekse, başımız büyük, çok büyük belada demektir," dedi. "Umarım farklı bir yola girmişizdir."

Ancak bu yolun neye benzediği tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Net-sıfır kavramının kökleri 2000'li yılların başındaki iklim bilimine dayanmaktadır. 2005 ve 2009 yılları arasında bir dizi araştırma makalesi, küresel sıcaklıkların net karbondioksit salımları ile birlikte artmaya devam edeceğini gösteriyor.  

"Net-sıfır" terimi 2015 Paris Anlaşması'nda yer almıyor, ancak ana akım haline gelmesi tam da o döneme denk düşüyor. Birleşmiş Milletler'in Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) tavsiyelerine dayanarak, ülkeler, anlaşmanın 4. maddesinde yüzyılın ikinci yarısında sera gazı salımlarının kaynakları ve yutakları arasında bir "denge" sağlamayı kabul ettiler.

Buraya kadar her şey yolunda ve bu nispeten tartışmasız bir konu.  

Oxford Üniversitesi'nde iklim değişikliği ekonomisi ve politikası profesörü olan Sam Fankhauser, "İklim hedefleri konusunda ciddiyseniz küresel net-sıfır tartışılmamalı bile" diyor. Ancak işlerin sarpa sarmaya başladığı yer, ülkelerin ve işletmelerin tek tek kendileri için net-sıfır hedeflerini benimsemeleri. Fankhauser, "İşte bu noktada bilimden çıkıp politika alanına giriyorsunuz" dedi.

İsveç, 2017 yılında yüzyıl ortasında net sıfır hedefini yasalaştıran ilk ülke oldu. O zamandan beri bu hedef, neredeyse diğer taahhütlerin önüne geçecek şekilde popülaritesini arttırdı. Küresel ekonominin yaklaşık yüzde 92'si şu anda 130 ülke ve gezegenin en büyük 850 halka açık şirketi de dahil olmak üzere kuruluşlar tarafından yapılan bu tür taahhütlerin bir parçası.

Fankhauser bunu iyi bir haber olarak değerlendiriyor. "Bu firma ya da kuruluşların hiçbirinin daha önce herhangi bir hedefi yoktu, bu nedenle şu an doğru yönde ilerliyorlar" diyor, ancak bu vaatlerin bütününde çok fazla iyileştirme gerektiğini de sözlerine ekliyor. 2022’de yayınlanan küresel bir analiz, en büyük kurumsal net sıfır hedeflerinin yüzde 65'inin asgari raporlama standartlarını karşılamadığını ve belediye hedeflerinin yalnızca yüzde 40'ının mevzuata veya politika belgelerine yansıdığını ortaya koydu.

Ancak başka bilim insanları, bu durumu büyük kirleticilerin "basit bir aldatmacasından" daha fazlası olarak gördükleri için daha sert eleştiriyorlar. Devlet başkanları ve fosil yakıt şirketlerinin net-sıfır sözü verip ardından da petrol ve gaz rezervlerini genişletmeyi planladıklarını belirten Jackson, karbon nötrün ardındaki mantığın yeşil badana yapan hükümetler ve şirketler tarafından "tamamen ateşe verildiğini" söylüyor ve ekliyor "Net-sıfır gündemini tamamen ele geçirmiş durumdalar".

Sorunun en temelinde "net" terimi ve onun ima ettiği dengelemeler yatıyor. Şirketler ya da hükümetler iklim kirliliğini sıfıra indiremediklerinde, karbonu atmosferden uzaklaştırmak ya da varsayımsal salımları önlemek için dengeleme projelerine ödeme yapabilirler. İdeal koşullar altında, üçüncü bir taraf bu denkleştirmeleri değerlendirir ve kirleticilerin salımlarının bir kısmının nötralize edildiğini iddia etmek için kullanabilecekleri "kredilere" dönüştürür.

Doğal Kaynakları Savunma Konseyi'nin politika analizi geçici direktörü Amanda Levin, bu denkleştirmelerin çoğu zaman sahte olduğunu ve piyasanın "dürüst olmak gerekirse bir tür Vahşi Batı" ya dönüştüğünü söylüyor.  

Levin, kirleticilerin iklim değişikliğiyle mücadele için gereken mutlak salım azaltımlarını geciktirmek için sıklıkla kötü düzenlenmiş ve şeffaf olmayan "önemsiz denkleştirmeler" kullandığını belirtiyor. IPCC, küresel ısınmayı 2 derecenin çok altında tutmak için dengelemelere yer verse de uzmanlar bu dengelemelerin yalnızca iklim kirliliğini daha fazla azaltmanın artık mümkün olmadığı durumlarda kullanılan son çare olarak görülmesi gerektiği konusunda hemfikir.

Levin, "Net-sıfır, salımlarımızı doğrudan azaltmak için adım atmamız gerekmediği anlamına gelmiyor" diyor ve çevre gruplarından bilim insanlarına, politika yapıcılara kadar pek çok kişi aynı fikirde. Ancak görüşlerin farklı olduğu nokta, bu konuda ne yapılması gerektiği. 2022 yılında BM panelinin hazırladığı bir rapor, hükümet dışı net-sıfır taahhütlerini "yeşil badana" olarak nitelendiriyor. Raporlama ve şeffaflıkla ilgili daha sıkı kuralların yanı sıra denkleştirmelerin bütünlüğünü sağlamak için de yeni önlemler öneriyor.

Avrupalı bir kuruluş olan Carbon Market Watch ise biraz daha farklı bir yaklaşım benimsiyor. Kuruluş, Avrupa Parlamentosu üyelerine şubat ayında gönderdiği bir mektupta, şirketlerin ürünleri için "karbon nötr" iddialarının tamamen yasaklanması çağrısında bulunarak, bu tür övünmelerin tüketicilere işlerin her zamanki gibi devam edebileceği gibi yanlış bir fikir verdiğini savunuyor.

"Dünyanın öbür ucundaki bir ormansızlaşma önleme programına yatırım yaparak iklim üzerindeki etkinizi nötralize ettiğinizi söylemek mi? Bu bilimsel olarak sağlam bir dayanak değil," diyor Carbon Market Watch politika uzmanı Lindsay Otis. "Bu bizi Paris Anlaşması hedeflerimizle uyumlu tutacak gerçek salım azaltma çabalarından alıkoyuyor."

Otis'e göre yasaklanması gereken ille de denkleştirme projeleri değil. Her ne kadar birçoğunun sorunlu olduğunu kabul etse de ağaçlandırma gibi hafifletme çabalarının "potansiyel bir gerçek dünya faydasına" sahip olabileceğini ve bunların finansmanını durdurmanın bir hata olacağını belirtiyor. Carbon Market Watch, şirketlerin karbon azaltım projelerinin artık salımları ortadan kaldırdığını iddia etmelerine izin vermek yerine, kirleticilerin bu tür projeler için yalnızca mali desteklerinin reklamını yaptıkları bir "katkı talebi" modelini tercih ediyor. Myclimate gibi bazı karbon kredisi sağlayıcıları, küresel ödeme hizmeti Klarna gibi bu modelin bir versiyonunu benimsiyor.

Carbon Market Watch, şirketlerin ürünlerini ve mevcut çevresel performanslarını tanımlayan "karbon nötr" iddiaları ile "2050'ye kadar net sıfır" gibi şirketlerin gelecekte yapacaklarını söyledikleri şeylerle ilgili "net sıfır" iddiaları arasında bir ayrım gözetiyor. 2050'ye kadar net sıfır iddiasına hala izin verilmesinde bir sakınca görmediğini, ancak yalnızca salımları dengelemek yerine hızlı bir şekilde azaltmaya yönelik ayrıntılı bir planla desteklendiği takdirde ancak faydalı olabileceğini söylüyor.

Görünüşte bu, son yıllarda popülerlik kazanan alternatif bir ölçütle benzerlik gösteriyor: "Gerçek sıfır", yani tüm fosil yakıt üretiminin ve sera gazı salımlarının dengeleme kullanılmadan hızlı bir şekilde ortadan kaldırılması. En azından iki büyük şirket, NextEra ve National Grid, gerçek sıfır lehine kendi net sıfır hedeflerinden kaçındılar. Bununla birlikte, bazı çevre grupları (dünya çapında 700 kuruluştan oluşan bir koalisyon da dahil olmak üzere) kavramı daha da ileri götürüyor. Gerçek sıfırı, sera gazı salımlarına tek yönlü, teknokratik bir odaklanmayı reddeden, eşitlikçi iklim eylemini görmek için yepyeni bir mercek olarak görüyorlar.

Gerçek sıfır (Real zero)

Corporate Accountability politika direktörü Jackson, "Gerçek sıfır çerçevesi, sadece iklim değişikliği azaltımının aciliyetini değil, aynı zamanda adaleti de merkeze koyuyor" diyor. Gerçek sıfırın uluslararası iklim gündemini, iklim finansmanını gelişmekte olan dünyaya yönlendirmek ve yerli toprak haklarını korumak gibi yeni öncelikler etrafında yeniden yönlendirmek için bir fırsat olduğunu dile getiriyor. Ayrıca gerçek sıfır çerçevesi, en büyük tarihsel kirleticiler için daha hızlı dekarbonizasyon zaman çizelgeleri belirliyor ve fosil yakıtların çıkarılması ve yakılmasından en çok zarar gören topluluklara tazminat ödemeleri talep ediyor.

Bu iklim adaleti çağrıları adına geniş kapsamlı ve iddialı gündem, uzmanlar ve politika uzmanları tarafından geniş ölçüde destekleniyor. Yine de küresel bir gereklilik olarak net-sıfır fikrine geri dönerek karşı çıkan taraflar da mevcut.  

Doğal Kaynakları Savunma Konseyi politika analisti Jackie Ennis, "Gerçek sıfır değerli bir yol gösterici olsa da net sıfır hala değerli ve gerekli bir hedeftir" diyor.  

Fankhauser'e göre buradaki "altın standart", karbonun atmosferden çekilerek kaya oluşumlarında hapsedildiği jeolojik uzaklaştırma. Bu teknoloji henüz gezegenin toplam karbon salımlarının küçük bir kısmını bile karşılayamıyor, ancak uzmanlar bir gün çifte sayıma daha az eğilimli ve karbonu uzun vadede tutma olasılığı daha yüksek olan denkleştirmeleri mümkün kılabileceğini söylüyor.

Burada bahsedilenler dışında daha fazla küresel çabaya rastlamak zor, çünkü muhtemelen net sıfır gündemi etrafında çok fazla çekişme var. Ancak insanların hemfikir olduğu bir konu var ki o da statükonun işe yaramadığı. Binlerce şirket ve hükümet önümüzdeki birkaç on yıl içinde net sıfıra ulaşma sözü vermiş olsa da gezegen hala tehlikeli seviyelerde küresel ısınma yolunda ilerliyor (tam olarak 2,8 derece ). Bu, Extrapolations'daki bir protestocunun çok güzel bir şekilde ifade ettiği gibi, "insanın aklını başından almak" için fazlasıyla yeterli.  

Jackson "Mevcut gidişat bir başarısızlık gidişatıdır," diyor ancak işleri tersine çevirmek için çok geç olmadığını da ekliyor. "Para var, teknoloji var, kapasite var. Tek sorun siyasi irade eksikliği. Eğer rotamızı değiştirecek ve ihtiyaç olduğunu bildiğimiz şeylere yönelecek kadar cesur olursak, o zaman tamamen farklı bir dünya mümkün."

S360'ta ortak değer yaratmayı odağımıza alarak günümüzün en önemli sürdürülebilirlik problemleri üzerine stratejik öneriler geliştiriyor, böylece kârı amaçla birleştiriyoruz.

Detaylı bilgi için kurumsal web sitemizi ziyaret edebilirsiniz: www.s360.com.tr

İlginizi çekebilecek diğer makaleler

5 Dakikalık Okuma
May 10, 2024

Hidrojen ekonomisi ne kadar temiz?

5 Dakikalık Okuma
May 10, 2024

Temiz teknolojide neden iş birliği ve rekabet gücünü dengelememiz gerekiyor?

3 Dakikalık Okuma
May 10, 2024

ILO: Çalışanların %70'i iklimle bağlantılı sağlık tehlikeleri riski altında