Anasayfa

Erkeklerin dünyası kadınları sistematik olarak nasıl ihmal ediyor?

Küresel nüfusun yarısı ikinci planda kaldığında, araştırmalar daha yanıltıcı, politikalar daha az etkili oluyor ve insan refahı azalıyor.

5 Dakikalık Okuma
|
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Çeşitlilik
İnsan Hakları ve İş Gücü

"Kadın sorunları" nın varlığı, erkeklerin dünyasında yaşadığımızın basit bir gerçeğini yansıtıyor. Yüzyıllar boyunca, erkeklere odaklanan araştırma ve politikalar “varsayılan” olarak kabul edilirken, kadınları hesaba katan girişimler "kadın merkezli" olarak anılmıştır.

Ancak erkekler varsayılan olarak kabul edilirse, kadınların yaşamlarının neredeyse hiçbir yönü kadınlar için inşa edilmemiş veya optimize edilmemiş oluyor. Kadınları dışlayan araştırmalar sadece "cinsiyetten bağımsız" değil, aynı zamanda "eksikler”.

Bu durumun sonuçları ölümcül olabiliyor. Örneğin, araç kazalarında kadınların yaralanma olasılığı erkeklere göre %73, ölme olasılığı ise %17 daha fazla.

Bunun bir nedeni, araç güvenliği denemelerinde kullanılan çarpışma testi mankenlerinin ortalama bir erkeğin vücudunu taklit edecek şekilde tasarlanmış olması. "Kadın" mankenler geçen yıla kadar geliştirilmemişti ve düzenleyiciler kadın mankenlerin araç güvenliği araştırmalarına dahil edilmelerini hala zorunlu kılmıyor.

Sağlık çalışanları tarafından kullanılan kişisel koruyucu ekipmanlar da erkek vücutlarına göre optimize edilmiş olup, boyutları kadın kullanıcılar için küçültülse bile oranları erkek vücuduna göre düzenlenmiş halde kalıyor. 2020 yılında İngiliz sağlık çalışanları arasında yapılan bir ankette, erkeklerin  %15,3'üne kıyasla kadınların %44,7'si iş güvenliği tulumlarını uygun bulmamış. Kanada'da yakın zamanda yapılan bir ankette, katılan kadınların %80'inden fazlası yine bu konuyla ilgili sorunlar bildirmiş.

Benzer şekilde, polis memurları tarafından kullanılan "unisex" vücut zırhları erkekler için tasarlanmış olup, kadınları hem rahatsız ediyor hem de özellikle koltuk altı ve boyun çevresinde saldırılara karşı potansiyel olarak daha savunmasız bırakıyor. Şu anda 50.000 kadının polis memuru olarak görev yaptığı Birleşik Krallık'ta kadınlara özel çelik yelek ilk bu sene kullanılmaya başlanmış.

Kadınlar artık klinik ilaç deneylerinden dışlanmıyor olsa da, özellikle de deneylerin ilk aşamalarında yeterince temsil edilmemeye devam ediyorlar. Sonuç olarak, önerilen dozlar kadınlar için optimize edilmediğinden, kadınlar hala ilaçlardan kaynaklanan olumsuz yan etki riskiyle daha fazla karşı karşıya kalıyor.

Kadınlara erkeklerle aynı ilaç dozajının verildiği çalışmaların analizi, vakaların yüzde 90'ından fazlasında kadınların daha güçlü yan etkiler ve daha fazla reaksiyon yaşadığını gösteriyor.

Bu analiz, bir uyku ilacı olan Ambien alan kadınların ertesi sabah, erkeklere kıyasla daha yüksek oranda trafik kazası yaşadığının  gözlemlenmesiyle ortaya çıkmış.

Araştırmacılar, önerilen dozun kadınlarda erkeklere kıyasla çok daha yüksek kan konsantrasyonları ve ilaç eliminasyon süreleri ürettiğini ortaya çıkardı. ABD Gıda ve İlaç Dairesi artık kadınların "standart" dozun yarısını almasını öneriyor.

Daha da kötüsü, öncelikle kadınları etkileyen sağlık sorunları söz konusu olduğunda, araştırmalar finanse edilmeme eğiliminde. Bir hastalığın öncelikle bir cinsiyeti etkilediği vakaların yaklaşık %75'inde, durum erkeklerin lehine. Özetle "erkek hastalıkları" fazla fazla finanse edilirken, "kadın hastalıkları" yetersiz finanse ediliyor.

Cinsel şiddetle mücadele söz konusu olduğunda da kadınların ihtiyaçları erkeklerin ihtiyaçlarının gerisinde kalıyor. Bu tür suçların mağdurları ezici çoğunlukla kadınlar olduğu için, cinsel şiddetin önlenmesi tamamen bir "kadın sorunu" olarak ele alınıyor – bu durum faillerin çoğunluğunu oluşturmalarına rağmen erkekleri hiç etkilemeyen bir sorun.

Politikalar mağdurlara o kadar odaklanmış ki - örneğin dış mekan aydınlatmasının iyileştirilmesi, yardım hatlarının kurulması ve "güvenli alanlar" oluşturulması - şiddetin kaynağı asla ele alınmıyor.

Benzer şekilde, sağlıkla ilgili veriler öncelikle erkeklerden toplanıyor ve bu veriler üzerinde eğitilen yapay zeka, sağlık hizmetlerinde kullanıldıkça ciddi riskler ortaya çıkıyor. Örneğin, bir erkek sol kolunda ve sırtında ağrı olduğunu bildirirse, kardiyovasküler hastalıkların ağırlıklı olarak erkeklerin sorunu olduğunu ortaya koyan verilerle eğitilmiş bir tıbbi app, olası bir kalp krizi için yardım aramasını öneriyor.

Aynı uygulama, kadınların kalp krizine karşı bağışıklığı yok denecek kadar az olmasına rağmen, bir kadının depresyon yaşadığını ve bu nedenle acil bakıma ihtiyaç duymadığını söyleyebiliyor.

Yapay zeka kadınlara başka şekillerde de zarar verme potansiyeline sahip. 2015 yılında Amazon, kadınlara karşı önyargı gösterdiği gerekçesiyle yapay zeka işe alım aracını iptal etti. Önceki on yıl boyunca gönderilen özgeçmişlerdeki kalıpları gözlemleyerek başvuruları değerlendirmeyi "öğrenen" bilgisayar modeli - ki bu özgeçmişler çoğunlukla erkeklerden geliyordu - erkek adayları daha yüksek puanladı.

Kadınların, yapay zeka araştırmacılarının yalnızca %12'sini ve yazılım geliştiricilerinin %6'sını oluşturduğu düşünüldüğünde bu şaşırtıcı olmamalı. İşe alım için yapay zeka yazılımı kullanmaya devam eden diğer bazı şirketler ise, yazılımın işe alım sürecindeki önyargısına odaklanmıyorlar.

Toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik ilerlemelerin ekonomik ilerlemenin sağlanmasında önemli bir rol oynadığını gösteren kanıtlara rağmen, yalnızca büyümenin makro yönlerine odaklanan analizler toplumsal cinsiyeti göz ardı ediyor. Hükümet harcamalarının, vergilendirmenin ve para politikasının erkekler ve kadınlar için farklı sonuçları olduğu gerçeğinin göz ardı edilmesi, hatalı ekonomik değerlendirmelere yol açarak politikaların etkinliğini ve tahminlerin doğruluğunu zayıflatabiliyor.

Örneğin, birincil bakıcılar olarak kadınların ücretsiz emeği makroekonomik politikada hesaba katılmıyor. Yemek pişirme, temizlik, su getirme, çocuk ve yaşlı bakımı gibi görevler önemli bir ekonomik değere sahip olup ve Gayri safi yurtiçi hasıla’nın (GSYİH) %10-60'ını oluşturuyor.

Cinsiyet körü analizlerin bir sonucu olarak, kadınlar aşırı çalıştırılıyor ve düşük ücret alıyorlar. Kadınların işgücündeki payının artırılmasına, bu ücretsiz emeği azaltan ve yeniden dağıtan politikaların eşlik etmesi gerekiyor.

Hindistan'ın ekonomik beklentilerine ilişkin tartışmaları ele alalım. Kısa bir süre önce nüfus bakımından Çin'i geride bırakan Hindistan'ın, ekonomik büyüme bakımından da Çin'i geçeceği bazı analistler tarafından öngörülmekte. Ancak Ashwini Deshpande ve Akshi Chawla'nın açıkladığı gibi, bu ancak nüfus artışının işgücüne yansıması halinde işe yarıyor ve Hindistan'da kadınların işgücüne katılımının düşük olması bu etkiyi sınırlıyor.

Toplumsal cinsiyet, çağımızın en büyük sorunu olan iklim değişikliği de dahil olmak üzere sayısız diğer politika alanında da önemli bir rol oynuyor. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri tarafından ele alınan diğer konuların çoğunda olduğu gibi, iklimle ilgili felaketler de dahil olmak üzere küresel ısınmanın etkileri kadınları orantısız bir şekilde etkilemekte.

Küresel nüfusun yarısı ikinci planda kaldığında, araştırmalar daha yanıltıcı, politikalar daha az etkili oluyor ve insan refahı azalıyor. Bu durum, araştırma, ürün tasarımı, teknoloji ve politikanın her alanında kadınların açıkça hesaba katılması bir norm haline gelene kadar da değişmeyecek.

S360'ta ortak değer yaratmayı odağımıza alarak günümüzün en önemli sürdürülebilirlik problemleri üzerine stratejik öneriler geliştiriyor, böylece kârı amaçla birleştiriyoruz.

Detaylı bilgi için kurumsal web sitemizi ziyaret edebilirsiniz: www.s360.com.tr

İlginizi çekebilecek diğer makaleler

5 Dakikalık Okuma
February 23, 2024

Daha iyi veriler, moda sektöründeki çalışanları iklim risklerinden koruyabilir mi?

3 Dakikalık Okuma
February 23, 2024

İklim Kırılganlık Endeksi eşitsizlikleri gözler önüne seriyor

4 Dakikalık Okuma
February 23, 2024

Genç seçmenler iklim krizini önemserken politikacılar susuyor