Anasayfa

Doğa temelli çözümlerle istihdam artışı

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından hazırlanan “Doğa Temelli Çözümlerde İnsana Yakışır İş” adlı rapor iklim değişimi, afet riski, su ve gıda güvensizliği gibi sorunların üstesinden gelmek için doğal kaynakları kullanarak ve doğa ile uyumlu stratejiler geliştirerek 20 milyon yeni işin yaratılabileceğini belirtiyor.

2 Dakikalık Okuma
|
İklim Kaynaklı Riskler ve Fırsatlar
İnsan Hakları ve İş Gücü

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından hazırlanan “Doğa Temelli Çözümlerde İnsana Yakışır İş” adlı rapor iklim değişimi, afet riski, su ve gıda güvensizliği gibi sorunların üstesinden gelmek için doğal kaynakları kullanarak ve doğa ile uyumlu stratejiler geliştirerek 20 milyon yeni işin yaratılabileceğini belirtiyor.

Raporda bahsedildiği üzere, doğa temelli çözümlere (Nature-based Solutions-NbS) destek veren politikalara yapılan yatırımlar özellikle kırsal alanlardaki istihdam olanaklarını artırabilir. Bu bağlamda rapor, adil ve kapsayıcı bir şekilde yeşil ekonominin gelişmesi gerektiğinin ve anlamlı iş fırsatları yaratarak adil bir geçişe duyulan ihtiyacın altını çiziyor.

Doğa temelli çözümler, Birleşmiş Milletler Çevre Meclisi kararı 5/5 (UN Environment Assembly Resolution 5/5) kapsamında “sosyal, ekonomik ve çevresel sorunları etkin ve uyumlu bir şekilde ele alan, doğal veya değiştirilmiş karasal, tatlı su, kıyı ve deniz ekosistemlerini korumak, muhafaza etmek, restore etmek, sürdürülebilir bir şekilde kullanmak ve yönetmek; aynı zamanda insan refahı, ekosistem hizmetleri, dayanıklılık ve biyoçeşitliliğe fayda sağlamak için eylemler” olarak tanımlanıyor.

Günümüzde yaklaşık 75 milyon kişi doğa temelli çözümler alanında istihdam ediliyor. Doğa temelli çözümler için yapılan harcamaların büyük bir kısmı yüksek gelirli ülkelerde gerçekleşse de bu alanda çalışanların %96’sının Asya ve Pasifik ülkelerinde yaşadığı belirtiliyor. Rapora göre bu istihdamın büyük çoğunluğu yarı zamanlı çalışıyor ve bu alandaki tam zamanlı istihdamın ise 14,5 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor.

Düşük ve alt-orta gelirli ülkelerde doğa temelli çözümlerdeki istihdamın yaklaşık %99’u tarım ve ormancılık sektörlerinde yer alıyor. Üst-orta gelirli ülkelerde bu oran %42’ye düşerken yüksek gelirli ülkelerde %25’e geriliyor. Tarımsal verimin yüksek olduğu endüstriyelleşmiş ülkelerde doğa temelli çözümler için yapılan harcamalar genellikle ekosistem restorasyonu ve doğal kaynak yönetimi alanlarında toplanıyor. Yüksek gelirli ülkelerde doğa temelli çözüm odağındaki işlerin en çok toplandığı sektör kamu hizmeti (%37) olurken inşaat sektörü de (%14) önemli bir pay sağlıyor.

Uyumlu politikalar

Rapora göre doğa temelli çözümler için yapılan yatırımlar 2030 yılına kadar üç katına çıkarsa mevcut duruma ek 20 milyon iş yaratılabilir. Bu durum biyoçeşitlilik, toprak restorasyonu ve iklim hedeflerine ulaşmak için önemli adımlardan biri olarak tanımlanıyor. Öte yandan, rapor, ortaya çıkacak yeni işlerin ILO’nun yeşil iş standartlarına (çevre sektöründe olma, insana yakışır iş ve uluslararası çalışma standartlarına uyum) uyma garantisinin olmadığını belirtiyor.

ILO İşletmeler Departmanı direktörü Vic van Vuuren doğa temelli çözümlerdeki istihdamı artırırken, şu anda birçok işçinin karşı karşıya kaldığı kayıt dışı çalışma, düşük ücret ve düşük verimlilik koşulları gibi olumsuz durumların artmadığından emin olmanın çok önemli olduğunu belirtiyor. ILO’nun Adil Geçiş Kılavuzları (Just Transition Guidelines) bu alanda atılacak adımlar için bir çerçeve sunuyor.

ILO, bu alanda çalışan işletmelerin ve kooperatiflerin desteklenmesi, işçilerin doğa temelli çözümler için yeni beceriler edinmeleri ve bu alanda işlere girmelerine yardımcı olacak projelerin düzenlenmesi, üniversitelerin doğa temelli çözümleri müfredatlarına entegre etmesi ve doğa temelli çözümlerin temel çalışma standartlarına uymasına yardımcı olan politikalar oluşturulması gibi adil geçiş politikalarının uygulanmasını öneriyor.

Adil geçiş politikalarının kısa ve ortada vadede sürdürülebilir sistemlere geçiş ile iş ve yaşam koşullarına karşı ortaya çıkabilecek riskleri hafifletmek için uygulanması gerekiyor. Bu anlamda ILO:

  • İşe yerleştirme hizmetleri
  • Kamu istihdam programları
  • Yeniden istihdam eğitimi
  • İşsizlik maaşına erişim
  • Erken emeklilik
  • Ekosistem hizmetleri programlarının kullanımı ve ödemesi

gibi uygulamaların yürürlüğe girmesi gerektiğini belirtiyor.

Sonuç olarak, doğa temelli ve sürdürülebilir sistemlere geçiş pürüzsüz değil. Geçişin sağlanması eski ve yeni sistemler arasında kurulan köprülerin sağlayacağı önleyici ve iyileştirici politikalar ile mümkün. Bu sayede refah ve esenlik düzeyi korunarak doğa temelli çözümlerin yaygın olduğu iyileştirici bir düzene geçilebilir. 

S360'ta ortak değer yaratmayı odağımıza alarak günümüzün en önemli sürdürülebilirlik problemleri üzerine stratejik öneriler geliştiriyor, böylece kârı amaçla birleştiriyoruz.

Detaylı bilgi için kurumsal web sitemizi ziyaret edebilirsiniz: www.s360.com.tr

İlginizi çekebilecek diğer makaleler

5 Dakikalık Okuma
May 10, 2024

Hidrojen ekonomisi ne kadar temiz?

5 Dakikalık Okuma
May 10, 2024

Temiz teknolojide neden iş birliği ve rekabet gücünü dengelememiz gerekiyor?

3 Dakikalık Okuma
May 10, 2024

ILO: Çalışanların %70'i iklimle bağlantılı sağlık tehlikeleri riski altında