Anasayfa

ÇSY yatırımlarının kör noktası: Tedarik zincirleri

Bir şirketin çevresel, sosyal ve yönetişim konularındaki performansını ölçen çevre, sosyal ve yönetişim kriterleri, yatırımcılara doğru yatırım kararları vermeleri için önemli bilgiler sunuyor.

3 Dakikalık Okuma
|
ÇSY Yatırımları ve Finans
Sürdürülebilir Değer Zinciri

Bir şirketin çevresel, sosyal ve yönetişim konularındaki performansını ölçen çevre, sosyal ve yönetişim kriterleri, yatırımcılara doğru yatırım kararları vermeleri için önemli bilgiler sunuyor. Fakat Bloomberg, MSCI ve Sustainalytics gibi ÇSY derecelendirme kuruluşlarının tedarik zincirlerinin performansını görmezden gelmesi şirketlerin “kötü” tedarik zinciri partnerlerini gizleyerek sürdürülebilirlik ve sosyal derecelendirmelerini arttırmalarının yolunu açıyor.

ÇSY yatırımları, 2005 yılında yayınlanan bir Birleşmiş Milletler raporunda dikkat çekilmesinin üzerinden geçen yirmi yıldan kısa bir sürede 35 trilyon dolarlık bir sektöre dönüştü. 2020 yılında ABD’deki varlıkların üçte birini yönetenler ÇSY kriterlerini kullandıklarını  ve 2025 yılına kadar ÇSY portföylerinde yönetilen küresel varlıkların 53 trilyon dolara ulaşmasının beklendiğini söylüyor. Bu yatırımlar, yatırımcıların toplum üzerinde olumlu bir etki yaratma konusundaki artan arzusuna hitap ettikleri için zaman içinde ivme kazandı. Ancak, ÇSY risklerinin ölçülmesinde tedarik zincirlerinin göz ardı edilmesi ÇSY fonlarına olan güveni sarsabilir.

Tedarik zincirlerinin göz ardı edilmesinin yaratacağı problemler

Neredeyse  her şirketin operasyonları, işçilerin, bilginin ve kaynakların dahil olduğu bir küresel tedarik zinciri tarafından destekleniyor. Dolayısıyla bir şirketin ÇSY risklerini doğru bir şekilde ölçmesi için tedarik zinciri operasyonlarını da baştan sona dikkate alması gerekiyor.

Son incelemeler ise çoğu derecelendirme kuruluşunun, şirketlerin ÇSY performansını küresel tedarik zinciri merceğinden ölçmediğini gösteriyor. Örneğin, Bloomberg tedarik zincirlerini ÇSY’nin S başlığı altında ele alıyor. Bu sınıflandırma tedarik zincirlerinin karbon salımları , iklim değişikliği etkileri, kirleticiler ve insan hakları gibi diğer öğelerden ayrı olarak ele alınmasını sağlıyor. Şirketler belirli bir kabul edilmiş raporlama standardına tabi olmadıklarından tedarikçilerinin performansını paylaşırken seçici raporlama ortaya çıkabiliyor. Yakın tarihli bir araştırma, şirketlerin çevreye duyarlı tedarikçilerini raporlama ve "kötü" tedarikçileri gizleme eğiliminde olduğunu, böylece tedarik zincirlerinin “yeşil badana”ya maruz kaldığını gösteriyor.

Karbon salımları, tam anlamıyla ele alınmayan bir başka bir başlık. Timberland gibi birçok şirket, kendi operasyonlarından kaynaklanan salımları azaltmada büyük başarılar elde etti. Yine de, kapsam 3 olarak bilinen tedarik zinciri ortaklarından ve müşterilerinden kaynaklanan salımlar yüksek kalıyor. İmalat sanayiindeki şirketlerin yalnızca %19'u ve hizmet sektöründeki şirketlerin %22'si kapsam 3 verilerini açıklayabiliyor. Örneğin; ÇSYfonlarının en büyük ve favori holdingleri arasında olan Amazon’un yıllık satışları Walmart’tan fazla olsa da nakliye kaynaklı salımlarının Walmart'ın yalnızca yedide biri olduğu bildirdi. Ancak, ithalatla ilgili veriler incelendiğinde ise Amazon'un okyanus aracılığıyla gerçekleştirdiği gönderilerinin yalnızca %15'inin izlenebildiği görülüyor. Derecelendirme kuruşları ise bu veri eksikliği nedeniyle kapsam 3 salımlarını ÇSY raporlarına dahil edemiyor.

Çoğu durumda üçüncü parti satıcı ve tedarikçilerin ÇSY raporlamasına dahil edilmemesi de bir başka önemli problem. Örneğin; Amazon'un gelirinin büyük bir kısmı üçüncü parti satıcılardan gelse de - yaklaşık %40’ı doğrudan Çin’de satış yapanlardan oluşuyor- ABD dışında faaliyet gösteren birçok üçüncü parti satıcı ve tedarikçinin yarattığı salımların hesaplanmaması ÇSY raporlamasını karmaşık hale getiriyor.

Bir diğer önemli ÇSY metriği de tüketicinin korunmasıyla ilgili. Amazon, "Dünya'nın en müşteri odaklı şirketi" olmaktan gurur duyuyor. Fakat; müşteriler platformda üçüncü taraf satıcılar tarafından satılan ürünlerden zarar gördüğünde Amazon, çevrimiçi pazar yeri olarak işlev gördüğü için bu zarardan sorumlu tutulmaması gerektiğini savunuyor. Bu satıcılar ABD yasalarına tabi olmadıkları için verilen zarardan sorumlu tutulamıyorlar. 2020'de en büyük ÇSY derecelendirme kuruluşu olan MSCI, tüketici sorumluluğu riskine rağmen kurumsal yönetim ve veri güvenliği gibi alanlardaki gücünü yansıtarak Amazon'un ÇSY notunu BB'den BBB'ye yükseltti. Bahsedilen bu eksiklikler 3M, ExxonMobil ve Tesla gibi şirketlerin derecelendirmeleriyle de ilgili sorunlara neden oluyor.

Bu konuda dünyada neler yapılıyor?

Şu anda üzerinde onaylaşılmış bir raporlama standardının olmaması, farklı şirketlerin sürdürülebilirliklerini ve sosyal derecelendirmelerini artırmak üzere sadece belirli ÇSY performans ölçütlerine göre raporlama yapmalarına neden oluyor. Tutarlılığı artırmak için bir sonraki adım, ÇSY derecelendirme kuruluşlarının metodolojilerini küresel tedarik zincirlerinin çevreye zararlı ve etik olmayan tüm operasyonlarını hesaba katacak şekilde yeniden tasarlamaları olacaktır. Derecelendirme kuruluşları bu amaçla şirketlerin, tedarik zinciri ortaklarının kapsam 3 emisyonları gibi faaliyetlerini ölçümlemesi ve açıklaması için teşvikler oluşturabilir.

Bazı hükümetlerin bu konuda harekete geçmeye başladığı görülüyor. Haziran 2021'de Alman Parlamentosu, 2023'te yürürlüğe girecek olan Tedarik Zinciri Durum Tespiti Yasası'nı kabul etti. Bu yeni yasaya göre, Almanya merkezli büyük şirketler, küresel tedarik zinciri ağlarından kaynaklanan sosyal ve çevresel sorunlardan sorumlu olacak. Yeni yasa çocuk işçi ve zorla çalıştırılan işçi bulundurmamayı, tüm tedarik zincirinde iş sağlığı ve güvenliğine dikkat etmeyi içeriyor. Yasayı ihlal edenler, yıllık gelirlerinin %2'sine kadar para cezasına çarptırılabilecek.

Avrupa Birliği'nin Mart 2021'de yürürlüğe giren yeni Sürdürülebilir Finans Açıklama Yönetmeliği, fonlardan ÇSY kriterlerinin yatırım kararlarına nasıl entegre edildiğini açıklamaları bekliyor. Bloomberg'in haberine göre, bu yeni düzenleme varlık yöneticilerinin bazı varlıklarından "ÇSY entegre" ifadesini kaldırmalarına neden oldu.

Benzer yasalar olmadan da ÇSY derecelendirme kuruluşlarının önemli bir boşluğu doldurabileceğine inanılıyor. Bir şirketin tüm tedarik zincirinin ÇSY performansını araştırmak çok daha karmaşık olsa da derecelendirme kuruluşları, tüm raporlama boyutlarını bir şirketin tedarik zincirini de kapsayacak şekilde baştan sona inceleyerek ve şirket yöneticilerini bilinçlendirerek aksi takdirde göz ardı edilecek eylemlerden sorumlu olmaya yönlendirebilir. 

S360'ta ortak değer yaratmayı odağımıza alarak günümüzün en önemli sürdürülebilirlik problemleri üzerine stratejik öneriler geliştiriyor, böylece kârı amaçla birleştiriyoruz.

Detaylı bilgi için kurumsal web sitemizi ziyaret edebilirsiniz: www.s360.com.tr

İlginizi çekebilecek diğer makaleler

5 Dakikalık Okuma
May 10, 2024

Hidrojen ekonomisi ne kadar temiz?

5 Dakikalık Okuma
May 10, 2024

Temiz teknolojide neden iş birliği ve rekabet gücünü dengelememiz gerekiyor?

3 Dakikalık Okuma
May 10, 2024

ILO: Çalışanların %70'i iklimle bağlantılı sağlık tehlikeleri riski altında