Anasayfa

2023 yılında sürdürülebilirlik sektörüne yön verecek 6 trend

2 yıl boyunca Covid-19 sosyal ve profesyonel alanlardaki beklentileri değiştiren en önemli etken oldu. Şimdilerde küresel enerji pazarları, benzin fiyatları ve gıda arzı üzerindeki etkisi ile Rusya-Ukrayna savaşının sonuçları yakın geleceğimizi şekillendiren önemli olaylardan biri. Uluslararası diplomasinin gerildiği, pek çok pazarın istikrarsızlaştığı, iş ve hayat kalitesinin düştüğü bu bağlamda küresel sürdürülebilirliği etkileyecek bazı trendler öne çıkıyor.

4 Dakikalık Okuma
|
İklim Kaynaklı Riskler ve Fırsatlar

2 yıl boyunca Covid-19 sosyal ve profesyonel alanlardaki beklentileri değiştiren en önemli etken oldu. Şimdilerde küresel enerji pazarları, benzin fiyatları ve gıda arzı üzerindeki etkisi ile Rusya-Ukrayna savaşının sonuçları yakın geleceğimizi şekillendiren önemli olaylardan biri.

Tedarik zincirlerini sekteye uğratarak enerji ve gıda sektörlerinde fiyatların yükselmesine neden olan savaş, Rusya’dan enerji ithalatına bağımlılıklarını azaltmak adına pek çok ülkenin fosil yakıtlara yönelmesine neden oldu.  Bu durum, aynı zamanda fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltmak için daha temiz ve verimli enerjilere geçiş çalışmalarını da hızlandırdı.

Uluslararası diplomasinin gerildiği, pek çok pazarın istikrarsızlaştığı, iş ve hayat kalitesinin düştüğü bu bağlamda küresel sürdürülebilirliği etkileyecek bazı trendler öne çıkıyor.

1-Önemli bir fosil yakıt tedarikçisi olarak Asya

2021 yılında en büyük fosil yakıt tedarikçisi Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrası Avrupa ülkelerinin enerji tedariki için Asya ülkelerine yöneleceği, böylece Endonezya, Vietnam ve Malezya gibi fosil yakıt tedarik eden ülkelerden kömür, petrol ve doğalgaz talebinin artacağı öngörülüyor. Asean Centre for Energy müdürü Beni Suryadi bu durumda Asya bölgesindeki fosil yakıt fiyatlarının artacağı ve fosil yakıt ihracatına artan bağlılık nedeniyle bütçeye uygun enerji kaynaklarının tükeneceğini ve bölgede enerji güvenliği konusunda büyük sorunlar yaşanabileceğini belirtiyor. Suryadi, aynı zamanda,öngörülmesi zor tedarik zinciri ve fiyatlandırma krizlerinden olabildiğince az hasar almak için ülkelerin enerji bağımsızlığını kazanmasının önemini vurguluyor.

Rusya-Ukrayna savaşının sosyal ve ekonomik sonuçlarının yeşil enerjiye dönüşüm konusundaki etkisi belirsizliğini koruyor. Bazı ülkeler bu durumu yeşil dönüşüm ile enerji güvenliğini sağlamak adına bir fırsat olarak kullanabilirken pek çok düşük gelirli ülke bu dönüşümü gerçekleştirecek ve sürdürecek yeterli kapasitede altyapı sistemlerine sahip değil.

Bu nedenle, Birleşik Krallık, Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri'nin Güneydoğu Asya ekonomisinin kömür enerjisine olan bağımlılığını azaltmasına yardımcı olmak için yeni kamu ve özel finansman paketini destekleme konusunda anlaştıkları G20 zirvesinde başlatılan adil enerji geçiş ortaklıkları engelle karşılaşabilir.

2-Temiz enerjiye geçişi hızlandıran mineraller için Asya’ya yönelim

Rusya elektrikli araçlarda bulunan lityum-iyon bataryalarının önemli bir parçası olan nikelin en büyük tedarikçileri arasında. Bu durumda Avrupa ülkelerinin, alternatif ithalat bölgesi olarak Çin’i tercih etmektense Filipinler ve Endonezya gibi denetleyici mekanizmaların olgunlaşmadığı gelişmekte olan marketlere yöneleceği tahmin ediliyor.

Veris Maplecroft’ta kıdemli çevre analisti Rory Clisby’e göre her ne kadar madencilik için doğal kaynaklara verilebilecek zarar önemli bir risk olsa da çalışan ve insan hakları da bu denklem içerisinde yer alıyor. Mineraller için yeni bölgeler keşfedilse de şirketlerin çeşitli türde ve risk derecesinde olan tehditleri önlemek için katı Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ÇSY) politikaları uygulaması gerekiyor.

3-Yüksek teknoloji tarım, laboratuvarda yetişen et ve rejeneratif toprak

Pandemi ve savaş kaynaklı iş gücü açığı ve tedarik zinciri aksaklıkları gıda fiyatlarının son on yıldaki en yüksek düzeyine ulaşmasına neden oldu. Bu nedenle, teknolojiyi ve bilimi kullanarak daha az maliyet ile gıda üretme konusundaki araştırma ve üretme faaliyetlerinin önümüzdeki yıllarda daha da hızlanacağı öngörülüyor. Örneğin, Filipinler’de bulunan Uluslararası Pirinç Araştırma Enstitüsü besin değeri ve verim için pirincin genetik yapısını modifiye ederek küresel gıda kıtlıklarına hazırlanıyor. Altın Pirinç adlı daha az masraf ile daha çok insanı doyurabilecek vitamin yüklü tür, bu çalışmanın bir ürünü.
Tarımda verimi hızlandırmak adına sıkı çalışmalar yürüten ülkelerden biri olan Çin’de ekim/dikim, hasat ve paketleme için robotik teknolojiden faydalanılıyor.

Bu doğrultuda, laboratuvar üretimi gıdaların popülerliği de ivme kazanmaya başladı. Shiok Meats adlı bir Singapur şirketi 2023’te pazara sürme planı ile hücre bazlı karides ve ıstakoz üretti. Alt Farm adlı kimyasal süreçler ile üç boyutlu baskı teknolojisinde uzmanlaşmış bir diğer şirket ise “yazdırılmış” sığır eti üretimi gerçekleştirecek.

Çiftçiler ve balıkçılar arasındaki yoksulluğu ortadan kaldırmayı amaçlayan ve kâr amacı gütmeyen Agrea'nın kurucusu Cherrie Atilano’ya göre, bozulmuş toprağı eski haline getirerek iklim değişikliğini tersine çeviren çiftçilik ve otlatma uygulamalarını ifade eden rejeneratif tarım bu yıl sürdürülebilir tarımda öne çıkan bir trend olacak. Çiftçiler genellikle yılda bir kere ekim ile toprağın ihtiyaç duyduğu besinlerin tükenmesine neden oluyor. Rejeneratif tarım ile toprağın sağlığını iyileştirerek ve koruyarak aynı anda pek çok ekim gerçekleşebilir.

Atilano aynı zamanda şu sözleri ekliyor: “Küresel çatışmaların başladığı bu dönemde, tek bir seçeneğimiz var; sürdürülebilir büyümeyi, yerel kaynakları kullanmayı ve tüketmeyi desteklemek. Gıda fiyatlarındaki artıştan daha fazla insanın haberdar olduğunu görebiliyorum. Bu durum sürdürülebilir yerel üretimi ve ürünlerde çeşitlenmeyi teşvik ediyor.”

4-Tüketicilerin sürdürülebilir ve esnek ürünlere yönelmesi

Tüketiciler pandemiden yaşam maliyeti krizine adım atarken düşük gelirli hatta ekonomik anlamda güvenceli sayılabilecek pek çok kişi gelecekteki krizlere hazırlıklı olmak istiyor.

Mintel Trends’in Asya Pasifik Direktörü Matthew Crabbe’ye göre “Zorlu bir ekonomik ortamda tüketiciler, yaşam kalitelerinden ödün vermeden akıllı finansal seçimler yapmak istiyor. Esneklik, dayanıklılık ve sürdürülebilirlik gibi faktörlerin değer denkleminde nasıl giderek daha önemli roller oynayacağı göz önünde bulundurulduğunda bu seçimler bütçe dostu olmanın ötesine geçiyor.”

Yaşam şartlarının ve tarzlarının değişmesi ile tüketicilerin beslenme, alışveriş ve sürdürülebilir gıdaya olan bakışı da değişiyor. Daha az et tüketme ve son kullanma tarihi yaklaşan ürünleri tüketme gibi trendler pazarları büyük oranda değiştiriyor. Örneğin Taobao Juhuasuan adlı gıda ve hane temizlik malzemeleri tedarikçisi bir e-ticaret şirketi yaklaşık 2,1 milyon tüketiciye son kullanma tarihinin geçmesine yakın ürünler sattı. Foodpanda adlı bir başka şirket ise bu yıl hızlı bir şekilde başlattığı “Yeşil Etiket” restoran sertifikasyon programı ile kullanıcıların platform üzerinden sürdürülebilir markaları kolayca belirlemesine ve desteklemesine yardımcı olmayı hedefliyor.

Crabbe’nin sözleriyle, çevresel ve toplumsal katkı etiketi ile daha fazla ürün piyasaya sürüldükçe tüketiciler daha da şüpheci olacak. Bu durumda, markalar gittikçe zorlaşan testler ile karşı karşıya kalacak.

5-Yerel işletmeler ile yeniden bağlantı kurma

Artan küresel belirsizlikler bağlamında yerel kaynakları korumak ve yerel ticareti artırmak için daha büyük bir hareket olacak. Aynı zamanda, küresel ısınmanın etkisi giderek daha fazla hissedileceğinden daha fazla tüketici küresel markaların yerel taahhütlerini ciddiye alıp almadığını artan bir şüphe ile inceleyecek.

Markaların yerel topluluklara nasıl yardımcı olduğuna dair artan şüphesi pandemide başladı, ancak bu tüketicilerin değişen önceliklerinin artık genel bir yansıması.

Bu bağlamda, Crabbe tüketicilerin içgüdüsel olarak yerel üreticilere ve yaratıcılara yöneleceğini ve “yerelciliğin” üretimin gerçekleştiği bölgelerde yerel toplulukların desteklenmesi anlamına geleceğini belirtiyor.

6-Eko-bilinçli turizm peşindeki gezginler

Turistlerin doğa ve toplum üzerinde daha anlamlı etkiler yaratan kaçış yolları aramasıyla birlikte, tüketici davranışındaki değişim seyahat endüstrisini etkileyecek.

Gezginlere bir yeri eskisinden daha iyi durumda bırakma fırsatı veren bir deneyimi tanımlayan “rejeneratif turizm”,  seyyahlar arasında daha popüler hale gelecek. Örneğin, MAD (Make A Difference) Travel adlı bir seyahat şirketi Zambales'in çorak dağlarını yeniden ağaçlandırmak için ağaç dikmeye binlerce turist getiriyor.

Gezginler de aynı şekilde turizm operatörlerinden konaklama rezervasyonu yaparken karbon nötr olma bilgisi arayarak kendi etkilerinden sorumlu olmalarını talep edecek.

Özetle, 2023 yılında tekrarlanan sosyal ve ekonomik krizlerin üstüne salgın ve savaş gibi küresel krizlerin eklenmesiyle enerji tedarik zincirlerinin, enerji dönüşümlerinin seyrinin ve tüketici davranışlarının büyük bir değişim geçireceği öngörülüyor. 

S360'ta ortak değer yaratmayı odağımıza alarak günümüzün en önemli sürdürülebilirlik problemleri üzerine stratejik öneriler geliştiriyor, böylece kârı amaçla birleştiriyoruz.

Detaylı bilgi için kurumsal web sitemizi ziyaret edebilirsiniz: www.s360.com.tr

İlginizi çekebilecek diğer makaleler

5 Dakikalık Okuma
May 10, 2024

Hidrojen ekonomisi ne kadar temiz?

5 Dakikalık Okuma
May 10, 2024

Temiz teknolojide neden iş birliği ve rekabet gücünü dengelememiz gerekiyor?

3 Dakikalık Okuma
May 10, 2024

ILO: Çalışanların %70'i iklimle bağlantılı sağlık tehlikeleri riski altında